BOGOTA’DA İLK GÜNÜMÜZ
ve
sonunda El Dorado havaalanına indik. Pasaport kontrolünden son kez geçtikten
sonra çat pat İspanyolcamız Kolombiyalı halkın sakin ve sürekli yardımcı olmaya
çalışan karakteri ile karşılaştı. Bölgenin adının yüzyıllar öncesinin kayıp
şehri, efsanevi altın şehir El Dorado’dan aldığına inanmak zor.
Efsaneye
göre Kolomb öncesi bu bölgede yaşayan Muiska yerlilerinin altın işçiliğindeki
becerisinden dolayı bölge El Dorado ismini almıştır. El Dorado altından
yapılmış anlamındadır. Bu efsaneye göre, Muiska yerlilerinin kabile reisi
vücudunu altın parçalarından yapılmış merhemle kaplıyor. İspanyollar bu törene
tanıklık ediyorlar ve sonrasında El Dorado efsanesi ortaya çıkıyor. Yani altınla dolu
kayıp şehir. Konkistadorlar bu kayıp şehri aramak için bütün bölgeyi yağmalıyorlar.
Bir
zamanların kayıp şehri, altından yapılmış El Dorado akşam karanlığında bizi
tehlikeli sokaklarında gezdiriyor. Havaalanının önünden bindiğimiz taksi
şoförüne rezervasyon yaptırdığımız apartın adresini veriyoruz. Bizi bu bölge
tehlikeli diye uyarıyor ve rezervasyonumuzu iptal ediyoruz. Taksi şoförünün bizi yönlendirmesi üzerine bir
başka otele yerleşiyoruz. Ne yazık ki düşündüğümüzden pahalı ve pek de iyi bir
otel değil. Dahası hala tehlikeli sayılan bölgedeyiz. Sonradan Kolombiyalı
arkadaşlarımızdan öğrendiğimize göre, bazı taksi şoförleri müşterilerini
götürdükleri otellelerden komisyon alıyorlarmış. Ne yazık ki biz de bu ticarete
kurban gitmişiz.
Olsun
diyoruz. İlk günümüz, tecrübesizlik. Ertesi gün kaldığımız ev Alfonso Lopez
bölgesinde yaşayan Couchsurfing sitesinden tanıştığımız Kolombiyalı bir
arkadaşımızın evi. Bölge oldukça güvenli. Refah seviyesi yüksek. İlk kaldığımız
otelin olduğu bölgede yaşayan insanlar ve bu bölgenin sakinleri arasında
maalesef gözle görülür bir ekonomik eşitsizlik var.
Ev
sahibimiz bize Kolombiya kahvesi ikram ediyor. Kolombiya ve Türkiye hakkında
uzun sohbetler ediyoruz. Ev sahibimiz Camilo, Kolombiya’nın narko-devlet olarak
anılmasına neden olan kokain üretiminin kontrolden çıktığını anlatıyor. Sonra
da bizi Bogota’da gezilecek yerler hakkında bilgilendiriyor. İlk gideceğimiz
yer Büyük Kolombiya’nın kurucusu Simon Bolivar’ın adını alan Bolivar meydanı.
Simon
Bolivar kıtanın halklarının bağımsızlık devriminin önderliğini yaparak tarihe
adını yazdırmış bir lider. Bolivar meydanına vardığımızda saygıyla Simon Bolivar’ın
meydanın ortasında duran heykelini selamlıyoruz. Oradan yolumuz rengârenk
boyalı evlerin size rüya gibi küçük bir köyde olduğunuz hissini uyandıran komşu
muhit Candelaria’ya çıkıyor. Candelaria bizim için biraz pahalı bir bölge. Yine
de uygun fiyata bir empanada buluyoruz. Fiyatı 1000 Kolombiya pesosu. Türk
lirası olarak karşılığı 4.16. Empanada Abya Yala’da içi doldurularak yapılan bir börek çeşidi. Küçük atıştırmalığımızdan sonra Candelaria’yı gezmeye
devam ederken Candelaria sokak sanatı ve küçük dükkanlarıyla bize kendini
sevdiriyor. Bugünlük yeterince yorulduk. Eve dönüş yolunu tutuyoruz. Buraya
gelirken yürüdüğümüz San Vittorino bölgesini geçiyoruz. Bu bölgede kamerayı
çıkarmamamız için bizi uyaran arkadaşlarımızı dinledik. Öyle ki oldukça
kalabalık bölge. Pazar meydanı ile dikkat çeken San Vittorino’da yemekten
giysiye ve eşyasına kadar aradığınız her şeyi bulabiliyorsunuz. Özellikle sokak
yemeklerini seviyorsanız burası bulunmaz bir açık market alanı. Ne yazık ki
saatimiz 18:00’e yaklaştığında eve dönüş başlıyor. Çünkü arkadaşlarımız Bolivar
meydanı tenhalaştığında eve dönmemizin daha iyi olacağını söyledi. Biz yine
onları dinledik ve kamerayı çıkarmadık. Ulaşımın otobüsle sağlandığı Bogota’da
metro yok. İş çıkışı saatine denk geldiğimiz için otobüsler hıncahınç dolu.
İstanbul metrosunu aratmayan bir manzarayla karşılaşıyoruz. Ama başka çaremiz yok.
Taksi kullanmak yapacağımız uzun yolculuk için ekonomimizi sarsabilir. Kişi
başı 2.650 Kolombiya pesosu yani 11 TL olan otobüsle ulaşımı bugün ikinci kez
kullandık. Mecburen sıkışık bir şekilde otobüsle eve varıyoruz. Diğer yandan
halka karışmak, onlardan biri gibi hissetmek de bizi sevindiriyor.
Dünkü uzun uçak
yolculuğumuz sonrası Türkiye-Kolombiya arası saat farkından (jet lag) dolayı
yaşadığımız rahatsızlık bizi pek uyutmamıştı. Bu yüzden bir tane melatonin almanın
doğru olacağını düşündük ve akşam erkenden uyuyakaldık.
Yarın
tekrar yeni maceralarla görüşmek üzere. Buenas noches!
Yorumlar
Yorum Gönder