TARİH KİTAPLARINDAN HANGİ MASALLARIN YALANCISIYIZ? Bogota bizi Eduardo Galeano’nun Ateş Anıları adlı üçlemesinin ikinci kitabı Yüzler ve Maskeler’in açılışı olan bir şiirle karşılıyor: “Bilmiyorum nerede doğduğumu, Bilmiyorum kim olduğumu. Bilmiyorum nereden geldiğimi Ve bilmiyorum nereye gittiğimi. Nerede devrildiğini bilmediğim Bir ağacın sürgünüyüm ben. Acaba nerede benim köklerim? Ben hangi ağacın filiziyim?” (Boyaca, Kolombiya’dan halk türküsü) Bogota şehri gezimizin ilk ayağı olması nedeniyle bizim için oldukça önemli. Gelir farklılıklarının fazla olduğu, bölge bölge değişen fiyatlarıyla buraya uyum sağlamak i...
Kayıtlar
Mayıs, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
YOLA ÇIKMAYA HAZIRIZ / DÜNYAYI BİR DE BİZİM GÖZÜMÜZDEN GÖRÜN / İSTİFA ET...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
BOGOTA’DA İLK GÜNÜMÜZ ve sonunda El Dorado havaalanına indik. Pasaport kontrolünden son kez geçtikten sonra çat pat İspanyolcamız Kolombiyalı halkın sakin ve sürekli yardımcı olmaya çalışan karakteri ile karşılaştı. Bölgenin adının yüzyıllar öncesinin kayıp şehri, efsanevi altın şehir El Dorado’dan aldığına inanmak zor. Efsaneye göre Kolomb öncesi bu bölgede yaşayan Muiska yerlilerinin altın işçiliğindeki becerisinden dolayı bölge El Dorado ismini almıştır. El Dorado altından yapılmış anlamındadır. Bu efsaneye göre, Muiska yerlilerinin kabile reisi vücudunu altın parçalarından yapılmış merhemle kaplıyor. İspanyollar bu törene tanıklık ediyorlar ve sonrasında El Dorado efsanesi ortaya çıkıyor. Yani altınla dolu kayıp şehir. Konkistadorlar bu kayıp şehri aramak için bütün bölgeyi yağmalıyorlar. Bir zamanların kayıp şehri, altından yapılmış El Dorado akşam karanlığında bizi tehlikeli sokaklarında gezdiriyor. Havaalanının önünden bindiğimiz taksi şoförüne rezervasyon yaptırdığı...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
İSTANBUL- MADRİD ve BOGOTA YOLCULARI 24 Mayıs Salı akşamı İzmir-İstanbul uçuşumuzun ardından havaalanında konaklarsak Bogota seyahatimizin yükünün hafifleyeceğini düşünerek yola çıktık. Böylelikle 25 Mayıs Salı sabahı günün erken saatindeki İstanbul-Madrid aktarmalı Bogota uçuşumuz için kendimizi beklemeye alacak zamanımız kalacaktı. Bu bekleme zamanında videolar, fotoğraflar, izlenimler, gözlemler edineceğimizi hayal ederken Bogota uçuşunu aldığımızdan beri peşimizi bırakmayan transit vize sorunu tekrar yakamıza yapıştı. Havaalanındaki görevli ısrarla transit vize olmadan Madrid’den Bogota’ya uçamayacağımızı, uçsak da geri dönmek zorunda kalacağımızı ısrarla söyleyerek bizi oldukça tedirgin etti. Biz de ısrarla, bu konuyu konsoloslukla görüştüğümüzü ve konsolosluğun Madrid-Barajas havaalanında terminal değiştirmediğiniz müddetçe (terminal 1-2-3’ten 4’e geçmek) bir sorun olmayacağını söylediğini belirttik. Görevliyle uzun süren mücadelenin ardından her iki taraf da pes ederek İ...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
LATİN AMERİKA– NAMIDİĞER ABYA YALA 1493 yılında Kolomb Atlantik Okyanusu’na yaptığı ilk seferinde Antiller’e ayak bastı. Bu ilk seferden sonra, Atlantik Okyanusu’na üç sefer daha düzenleyen Kolomb’un keşfi ile yüzyıllar boyunca sürecek sömürünün tarihi başlamış oldu. 1498 yılında ilk seferine çıkan Amerigo Vespucci ise Atlantik Okyanusu’nu aşan üç sefer düzenledi. Seferlerinin ikincisinde, Kolomb’un keşfinin Kolomb’un adlandırdığı gibi Asya kıtasının parçaları olmadığını belirtti ve bu topraklardan Yeni Dünya adıyla söz etmeye başladı. Bu verimli topraklara America adının verilmesi, 1507 yılında Alman kozmografyacısı Martin Waldseemüller’in yazdığı “Cosmographiae Introductio” adlı eserinde ilk kez Amerigo adını kullanmasına rastlar. Waldseemüller, Kaşif Amerigo’dan ötürü Dünyanın dördüncü bir kısmının keşfinin gerçekleştiğini ve bu topraklara America denmesinin kimsenin bir itirazı bulunacağını sanmadığını söyler. Am...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
EVET BİZ YOLA ÇIKMAYA HAZIRIZ, HAYIR YOKSA DEĞİL MİYİZ? Bu ilk yolculuğumuz değil son da olmayacak ama… Ama ah şu yol öncesi hazırlıkları… İçine dünyaları sığdırmak istediğimiz dolup dolup boşalan bir türlü uzlaşamadığımız küçücük sırt çantaları, gittiğimiz yerlerde hangi hastalıklara yakalanabiliriz ilaçları, hangi hastalıklara önlem almalı aşıları… Hele de bizim gibi daha çok Avrupa’yı gezmiş iki seyyah için Latin Amerika tam olarak çözemediğimiz bilinmez bir soru. Çeşit çeşit yol rotaları, sıcak ve soğuk ve her daim bol yağışlı mevsimleri ile bizi hep ikilemde bıraktı: Üşütür mü terletir mi? Kaç tişört, kaç şort, kaç pantolon? vs. Önceki yol tecrübelerimizden de yararlanarak en sonunda verdiğimiz karar: Takma kafana, yol bir şekilde kendine yol bulur. Çantamızı, rotamızı planlamadık demiyoruz ama her gezginin kendine özgü bir yol hazırlığı var. O yüzden tamamen akışına bıraktık. Yanımıza görenleri şaşırtacak kadar az kıyafet, yine görenleri şaşırtacak kadar ...