Kayıtlar

Ağustos, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
  GELDİK Mİ KAOSA? BATUM Batum’a Sarp sınır kapısından geldik ama Artvin aklımızda kaldı. Batum da bizim için Karadeniz’in devamı gibi oldu. Turistik, kültürel ve ekonomik açıdan Gürcistan’ın önemli şehirlerinden olan Batum bizim için kaosun adresi. Şehir turistik alanlar dışında çok dağınık ve ilk izlenim olarak, Gürcüler bize pek de yardımcı olmuyorlar. Yol sorduğumuzda omuz silken ve yüksek sesle konuşan, hatta kavga eder gibi konuşan bir halk. Batum, Gürcistan'ın Özerk Cumhuriyeti Acara'nın başkenti ve Karadeniz kıyısında önemli bir liman. Gürcüleri Lazlari Ermeniler, Türkler gibi birçok etnik gruba ev sahipliği yapıyor. Gürcistan’a vizesiz ve pasaportsuz sadece kimlik kartınızla girebiliyorsunuz ama biz yine de pasaportunuzla gelmenizi öneririz. Herhangi bir sorun olduğunda derdinizi kimseye anlatamıyorsunuz. Karnımızı doyurmak için yemek ararken Hinkali yani Gürcü mantısı ile tanıştık. 3 tanesi size doyurmaya yeter. O kadar büyükler ki içindeki suyu çorba gibi içip öy...
  BİR RÜYA OLMALI: ARTVİN Karadeniz’in yeşili tabii ki Artvin’i de vurmuş. Ama Doğu Karadeniz bir başkaymış. Artvin’de ilk günlerimiz Şavşat’ın Yavuzköy’ünde geçiyor. Yavuzköylü arkadaşımızda birkaç gün geçiriyoruz. Çam ormanlarıyla çevrili eşsiz güzellikte bir masalı yaşıyoruz. Merkeze 71 km uzaktayız. Eski Adı Gürcüce ‘Mamanelis’miş. Ki bundan sonraki durağımız Batum, Gürcistan. Gürcistan’a otobüsle Hopa’dan sadece 1 saat uzaktayız. Artvin merkezi sonraya bırakıp hemen Yavuzköy Seyir Tepesi’nden yeşil vadilerle çevrili manzaraya açılıyoruz. Buraya otostop çekip geldik. Artvinliler pek bir dost canlısı. Şu ana kadar en hızlı otostopta bizi arabaya alanlardı demeli. Ardından Şavşat Evi’ne gidiyoruz. Burası geleneksel ahşap evlerin güzel bir örneği bir restoran. Burada Karadeniz bölgesine özgü lezzetli bir hamur işi olan ‘kaygana’yı deniyoruz. Sonradan öğrendiğimize göre, her yıl yaz aylarında düzenlenen Artvin’e özel geleneksel boğa güreşleri biz geldikten iki gün sonra bitmiş....
  HİÇ BİLMEDİĞİMİZ AĞRI ve IĞDIR İran’dan Hakkari’ye girdik ama belirtmekte fayda var, Ağrı’nın da İran ile sınırı var. Gürbulak sınır kapısı aracılığıyla önemli hâle gelen sınır ticaretinde büyük rol, Ağrı’nın ekonomisinin tarım ve hayvancılığa dayanması. Hepimizin coğrafya derslerinde öğrendiği Türkiye’nin en yüksek dağı 5137 m ile Ağrı Dağı karşımızda yükseliyor. Ağrı; Urartular, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılara ev sahipliği yapmış oldukça eskilere dayanan bir yerleşim yeri. Biz Ağrı’da gezilecek Meteor Çukuru, Balık Gölü ve Ahmed-i Hani Türbesi’ni göremiyoruz. Ama mimari güzelliği ve tarihi ile dillerden düşmeyen Doğubayazıt, İshak Para Sarayı’na gidiyoruz. 366 odalı bu büyük kompleks; saray avlusu, selamlık, harem, camii, divan, cephanelik ve zindan, mutfak ve fırın, hamam gibi pek çok bölüm içeriyor. Dönemine göre ileri mühendislik kabul edilen hamam ve ısıtma sistemi jeotermal altyapıyla desteklenmiş. Çeşitli mimari stillerden etkilenen saray...
  HERKESİN GÖZDESİ: VAN Hakkari’den 4 saat süren bir otobüs yolculuğundan sonra herkesin gözdesi Van’dayız. Doğu’ya tayini çıkan çalışan kesim Van’a bayılıyor. Bunun en büyük nedeninin Van Denizi dedikleri Van Gölü olduğunu anlamamız birkaç günümüzü aldı. Doğu’da zorunlu hizmette görev yapan öğretmen, doktor ve daha birçok meslek grubu birkaç günlük tatillerinde sıcakta serinlemek istiyor. E tabii nereye gidilir: Van Denizi. Van Gölü’nü arabayla etraflıca gezdiğimizde koyların büyüsüne biz de kapılmadık değil. Diğer yandan, 4 senelik dünya turumuz bize farklılıklara daha bir özel bakmayı öğretti. Biz Doğu illeri arasında Hakkari’ye gönlümüzü verdik. Sesler Yüzler Yollar’ı tanıyanlar bilir. Her sene gözde yerlerimiz değişiyor, her sene gönlümüzün en’lerine yenileri ekleniyor. Bu yerleri seçerken de doğa ilk sıralamalarımızın içinde ama insan faktörü de bizim için doğa faktörü kadar önemli. Sözü fazla uzatmadan Van’a birlikte bir göz atalım. Van Gölü Türkiye’nin en büyük gölü. ...
Resim
  TÜRKİYE’NİN EN DOĞUSU, DOĞU’NUN İNCİSİ: HAKKARİ 2 günden fazla süren 1400 km yol 30 saatte bitiriyoruz. 1400 km yol kontrol noktalarının yoğun olduğu yerlerden geçmeyelim derken 1700-1800 km oluyor. Yol uzadıkça uzuyor, yol bitmiyor. Yezd şehrinden İran sınıra 25 saat bir de sınıra geldikten sonra 5 saat yola devam. Üstüne üstlük İran’ı geçerken bizi taşıyan arabanın şoförü hiç uyumadı. Defalarca polis kontrolünden geçtik. Defalarca içimizi korku sardı. Yine de İranlı arkadaşlarımızın desteğiyle sınıra ulaştık. Yolda telefonla bizi sürekli aradılar. Yardımlarını hiç eksik etmediler. Özel araçla Urmiye’ye kadar çıktık. Urmiye’den Sero, İran Hakkari sınırına vardık. Yolda İran’ın güzel manzaraları yüreğimizi burktu. Bu yolculukta Urmiye Gölü’nü böyle zor bir zamanda görmüş olmak da varmış. Tektonik oluşumlu tuz gölü adını nasıl oldu da bize duyurmamış? Oysa iki kardeş ülkeyiz. İran’ı tüm dünya güzellikleriyle bilsin istiyoruz. Aklımız İranlı arkadaşlarımızda. Onlar da mutlu, huzu...
Resim
  SAVAŞTA ŞANS BİZDEN YANA-KORUNAKLI YEZD ŞEHRİ İran-İsrail çatışmaları şiddetini arttırırken Yezd şehrinde birkaç gün geçirmek bize çok iyi geldi. Şehrin kendine has İslam mimarisi ile karışık Zoroastrian mimarisi çöl mimarisiyle karışınca Yezd gözde İran şehrimiz oluyor. Labirent gibi dar sorkakları, kerpiç evleri, rüzgâr kuleleri ile başka bir dünyada hissettiriyor. Kendimizi Ali Baba ve Kırk Haramiler’in içinde çöl evlerinde saklanırken, hırsızların işaretlediği Ali Baba’nın evinde konaklarken buluyoruz. “Açıl susam açıl” diye bir gün başlıyor, bir gün bitiyor ve bu şehir bize savaşta olduğumuzu unutturuyor. Hiç korkumuz kalmadı. Sanki burada aylarca yaşasak, yine de Yezd’e doyamayacağız. Tek sorun sıcak. Çöl sıcağı ve başörtüsü birleşince özellikle kadınlar için zor olabiliyor. Her şeye rağmen, 5000 yıldan uzun bir süre önce insanların yerleştiği Yezd, Marco Polo gibi kaşiflerin geçtiği önemli bir ticaret merkezi ve eski İpek   Yolu üzerinde hatırı sayılır bir geçmişe s...
Resim
  DÜNYA’NIN DİĞER YARISI: İSFAHAN İran’ın dillere destan, onu gören her gönlü çalan güzeller güzeli İsfahan’ına gelmiş bulunuyoruz. Ülkenin en görkemli dönemlerinden biri olan Safeviler döneminde bu özel şehir, Nesf-i Cihan yani Dünya’nın Yarısı unvanını almış. Milattan önceye dayanan geçmişiyle İsfahan Sasaniler, Selçuklular ve Safeviler için merkezi bir üs görevi görmüş. Aynı zamanda, İpek Yolu üzerinde yer aldığı için, tarih boyunca önemli bir ticaret merkezi olmuş. Safeviler döneminde başkent olan İsfahan’da gezilecek yerler saymakla bitmiyor. Bu güzel şehre en az 5 gününüzü ayırmanızı ve doya doya onu yaşamanızı tavsiye ederiz. İsfahan’ı yavaş yavaş, her adımımızı benimseyerek gezeceğiz. İlk günümüz İsfahan’a gelen herkesin ilk uğrayacağı yer olan Nakş-ı Cihan Meydanı oluyor. Burası İran’da İmam Meydanı olarak da biliniyor ve İran’ın en geniş meydanı. Mükemmel bir simetriye dayanan mimarisiyle geniş ve ferah bir alan bırakarak kamusal hayatın merkezi oluyor. Her köşesinde ...
Resim
  BEKLENEN ÜLKE İRAN-BAŞKENT TEHRAN Tahran’da ilk gün hem karnımızı doyuralım hem de çarşı pazar gezip İran kültürünü tanıyalım diyerek Tajrish markete gidiyoruz. Burası bizim Kapalı Çarşı gibi eski bir yapı ve içeride yok yok. Tatlıyı pek seven İranlılar hurmadan helvaya tatlı alışverişlerini buradan yaparken, Tajrish hediyelik eşyaları da pek bir güzel. Eklemeden edemeyeceğiz. Tabii her yer İran safranı. Safran fiyatları kalitesine göre değişiyor. Safran almak istiyorsanız, İranlı bir arkadaşınızla gelmeniz daha faydalı olacaktır. Fiyatlar bize oldukça uygun geldi. Hatta bizim gibi dolarla girerseniz İran size sudan ucuz! Çünkü kara borsada dolar bozdurmak, size ülke içindeki kurun 2 katı kâr getiriyor. Yalnız dikkat! İran parasını anlamak bir ömür sürer. İran Tümen’i ya da Toman günlük kullanımda Riyal olarak ifade ediliyor. Bir sıfır attığınızda Toman olarak söylenen para kolaylıkla karışıklığa sebep olabilir. Az miktarda doları bozdurduğunuzda elinizde biriken düzinelerce pa...