HERKESİN
GÖZDESİ: VAN
Hakkari’den
4 saat süren bir otobüs yolculuğundan sonra herkesin gözdesi Van’dayız. Doğu’ya
tayini çıkan çalışan kesim Van’a bayılıyor. Bunun en büyük nedeninin Van Denizi
dedikleri Van Gölü olduğunu anlamamız birkaç günümüzü aldı. Doğu’da zorunlu
hizmette görev yapan öğretmen, doktor ve daha birçok meslek grubu birkaç günlük
tatillerinde sıcakta serinlemek istiyor. E tabii nereye gidilir: Van Denizi.
Van Gölü’nü arabayla etraflıca gezdiğimizde koyların büyüsüne biz de kapılmadık
değil.
Diğer
yandan, 4 senelik dünya turumuz bize farklılıklara daha bir özel bakmayı
öğretti. Biz Doğu illeri arasında Hakkari’ye gönlümüzü verdik. Sesler Yüzler
Yollar’ı tanıyanlar bilir. Her sene gözde yerlerimiz değişiyor, her sene
gönlümüzün en’lerine yenileri ekleniyor. Bu yerleri seçerken de doğa ilk
sıralamalarımızın içinde ama insan faktörü de bizim için doğa faktörü kadar
önemli.
Sözü
fazla uzatmadan Van’a birlikte bir göz atalım. Van Gölü Türkiye’nin en büyük
gölü. Sodalı suları ile pek çok hastalığa derman oluyor. Gevaş (İncekaya)
Koyu’na hayran kalıyoruz. Gevaş İlçesi kıyılarına yakın Akdamar Adası ve
Klisesi 10.yy dan kalma bir Ermeni Klisesi. Klisenin dış cephesinde İncil’den
sahneler var. Ortaçağ Ermeni işçiliğinin en güzel örneklerinden olmakla
birlikte her yıl Eylül ayında burada sembolik bir ayin düzenleniyor. Akdamar
Adası Ortaçağ Ermeni döneminde önemli bir dini merkezmiş. Bir de bu adanın
üzücü bir efsanesi var. Tamara isimli Ermeni keşişin kızı ile bir genç arasında
geçen aşkı konu alan hikâyede genç her gece gölde yüzerek adaya gelir ve Tamara
her gece ona fenerle yol gösterir. Ancak bir gece fener söner ve genç gölde
boğulur. Ölürken ‘Ah Tamara’ diye bağırır. Bu acı çığlık zamanla Akdamar’a
dönüşür. Efsaneye göre, Tamara’nın babası bu aşkı istemez ve feneri söndürür. Edremit
Sahil Şeridi ve Ayanis Koyu da Van Denizi dedirtecek kadar sevdiriyor bize Van
Gölü’nü. Masmavi sodalı sulara karşı piknik yapan Vanlılar hayatlarını sakin
yaşamayı seçmişler.
Gezilecek
yerler arasında olan Muradiye Şelalesi, Vanadokya, Erçek Gölü, Van Kalesi,
Hoşap Kalesi, Urartu Kalıntıları var. Bunlardan Vanadokya, Van Kalesi, Hoşap
Kalesi ve Van Müzesi’ne zaman ayırabiliyoruz.
Müze
kartla Van Müzesi’ne girdik. Van’ın tarihini Van Müzesi’nde buluyoruz. Urartu
Dönemi eserlerini gördüğümüz müzeden etkilenmemek elde değil. M.Ö. 4000-2000’e
uzanan geçmişi, M.Ö. 900-600 arasında hüküm süren Urartu Devleti’nin bıraktığı
eserler, ardından Medler, Persler, Makedonya, Roma, Bizans ve Ermeni
Krallıkları ile Orta Çağ, Selçuklu Dönemi, Osmanlı Dönemi derken Van
Türkiye’nin en eski ve köklü şehirlerinden biri. Müzenin karşısında Van Kalesi
var. Yine müze kartımızla giriyoruz. Urartular zamanında inşaa edilen kale,
kral kaya mezarları ile dikkat çekiyor. Heybetli kale Van’ın sembolü hâline
gelmiş.
Son
günümüzü Van’ın küçük şelalerine ve Vanadokya’ya ayırdık. Arkadaşlarımız bizi
gezdirmese Van’da hiçbir yere gidemezdik. Vanadokya çok uzak ve otobüs bulmak
oldukça zor. Van’ın Başkale ilçesinde olan Vanadokya İran sınırına sadece 3 km
uzakta. Kapadokya’yı çağrıştıran bu ismi kabul etmeyip Vanlıları yeni bir isim
bulmaya davet ettik. Burası milyonlarca yıl içinde volkanik patlamadan püsküren
kayaçların rüzgâr ve yağmur etkisiyle aşınması sonucu oluşmuş. Peri bacalarının
altındaki gizli bir tünelden Rıkan Kalesi ziyaret edilebilir. St. Bartholomeus
Klisesi de 14.yy dan beri gezilmeyi bekliyor.
Van
şehir merkezini görmeden gitmeyelim dedik. Van Gölü kıyısında gün batımı
manzaralarını izleyebileceğiniz en güzel yer. Ama önce Osmanlı dönemine ait
Hoşap Kalesi’ni görmeye gidiyoruz. Artık Van gezilecek yerler listemizde yer
alıyor. Vanlılar Van’ı çiçeklerin açtığı bahar aylarında beğeniyor. Kim belki
bilir belki bir bahar yine geliriz. Güneşi Seyir Kafe’de batırıyoruz ve yolculuğa
hazırız!
Yorumlar
Yorum Gönder