Kayıtlar

Ağustos, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Resim
                                                                   YOKOHAMA: TOKYO’DAN KAÇIŞ Yokohama’ya varmadan Yokohama’nın ünü anlatılıyor. Tokyo’da yaşamak zorunda kalan Japonların yaşamak istediği bir yermiş Yokohama. Başkentin kalabalığından, trafiğinden, iş stresinden kaçmak isteyen Japonlar buraya kaçıyorlarmış. Hatta Yokohama’da yaşayıp Tokyo’da işe gidip gelenler varmış. 4 milyon nüfuslu bir şehir burası. Bu şehrin ününün nereden geldiğini merak ediyoruz ve keşfe çıkıyoruz. Yokohama küçük ve yaşanabilir bir şehir. Fazla Avrupai bir havası var. 1900’lerden kalma binalar burada bir zamanlar Avrupalı nüfusun yaşadığının habercisi. Yokohama’nın 1859’da uluslararası ticarete açılan ilk Japonya limanı olmasının bunun etkisi büyük. Bu yüzden Yokohama Batı modasının popüler hâle geld...
  FUJİ DAĞI’NIN İZİNDE: HAMAMATSU VE KANAGAWA YOLLARI Hamamatsu’ya hem yolumuzu kısaltmak hem de Fuji Dağı’nı görmek umuduyla geliyoruz. İki gün kalacağız. Hamamatsu Shizuoka eyaletinin küçük bir şehri. Nakatajima Kumulları’nı görmeye geldik. Pasifik Okyanusu’nun önünde bir çöl manzarasıyla karşılaşmak nefes kesici. Yine de bizi çok şaşırtan bir manzara olmadı. Karşılaştırma yapmak istemesek de Güney Amerika turumuzdaki Peru Hucachina vahasını hâlâ unutamadık. Nakatajima aynı zamanda yaz aylarında caretta carettaların yumurtalarını bırakmak için sahile çıktıkları güvenli bir alan. Yerel halk Yeni Yıl’ın ilk gün doğumunu bu kum tepelerinden izliyor. Bir diğer Hamamatsu klasiği de Hamamatsu festivali. Japon uçurtmalarının adresi Hamamatsu festivali 430 yıl önce Hamamatsu Kalesi lordunun ilk oğlunun doğumunu uçurtma uçurarak kutlamasıyla başlamış. Festival mayıs ayının ilk haftası. Festivali göremesek de Hamamatsu uçurtmalarının yapılışına ve uçuruluşuna tanıklık ediyoruz. Gelenek...
  PEK SIKICI NAGOYA Japonya’nın en büyük liman kenti olan Nagoya’ya gelmiş bulunmaktayız. Nagoya ekonomisi uzun süredir Japonya’da önemli bir sanayi ve ulaşım merkezi. Toyota’nın adını sıkça göreceğiniz bu sakin ve sıkıcı şehire gelmemzin nedeni iyice bir dinlenmek. Şehirde yapılacaklar da oldukça kısıtlı. Belki de birkaç saatte bu büyük şehrin altını üstüne getirebilirsiniz. 1945’te bombalamadan sonra yanan ve yeniden yapılan Nagoya Kalesi (500 yen giriş ücreti), Japonya’nın en büyük ibadet merkezlerinden biri olan 1900 yıllık Atsuta Tapınağı, 1192 de inşaa edilip sel ile defalarca kez yıkılan önemli bir Budist Tapınağı Osu Kannon Tapınağı, 400’den fazla mağaza ve restorana sahip tarihi kapalı alışveriş merkezi Osu Alışveriş Merkezi ve bir Japon porseleni olan Noritake’nin hikayesini anlatan Noritake Bahçesi (kişi başı 800 yen) ve meraklısına stüdyo Ghibli’nin masalımsı dünyasına adım atacağınız Ghibli Parkı (kişi başı 3500 yen) bu birkaç saatlik gezinin gezilecek yerleri lis...
Resim
  KUTSAL GEYİKLERİN ŞEHRİ: NARA Nara Japonya diye google da bir   aratacak olursanız ilk karşılaşacağınız geyik fotoğrafları olacaktır. Biz de ilk iş olarak bu fotoğrafların kaynağına, Nara Park’ı ziyarete gidiyoruz.Nara Koen parkı diye de isminden bahsettiren parkta 1000 i aşkın sika geyiği var. Şinto geleneğinin ilahi habercileri sayılan bu geyikler kutsal kabul edilmekte. Ziyaretçiler tarafından senbei adlı pirinç krakerleriyle beslenen geyiklerin doğası tamamen değişmiş. Ürkek hâllerinden tanıdığımız geyikler Nara’da insan içinde rahatça dolaşıyor. Krakerlerden satın alarak geyikleri besleyen ziyaretçiler geyiklerle fotoğraf ve videolarını sosyal medyada paylaşırken geyiklerin sadece pirinç krakerleriyle beslenmesi bize oldukça tuhaf geliyor. Edo döneminden bu yana geyiklere ikram edilen krakerleri 200 yene satın alabilirsiniz. Ancak yakın zamanda geyiklerin bu pirinç krakerlerine bağımlılık gösterdikleri ve hayvanların doğal diyetlerine bu krakerlerin uymadığı gözlemlen...
Resim
  GEÇMİŞTEN KALMA BİR GÜN: KYOTO Kobe’den Kyoto’da Japonya’nın yerel tren ağı ile 1.5 saatte ulaşıyoruz. Kişi başı 2.000 yen tutan yol bizi Kyoto’ya bıraktığında Japon yazının rehavetiyle birkaç saatlik dinlenmeden sonra şehir merkezine gidiyoruz. Otobüs ve tren fiyatları durak sayısına göre değişiyor. İlk günümüzü Nishiki Market, Gion bölgesi ve Yasaka mabedine ayırmaya   karar verdik. Nishiki çok sayıda mağaza, restoranlar, kafelerle dolu olan beş blokluk bir alışveriş caddesi. Daha çok uzun bir pasaj havası veren tarihi market 400 yıldır Japon kültürünü temsil etmeye devam ediyor. Marketin ilk açılışı 782 yılına uzandığı ve bu erken dönemde Kyoto İmparatorluk Sarayı’na Nishiki’den balık alındığı biliniyor. Günümüzde Kyoto mutfağını öğrenebileceğimiz Nishiki Japon eşyaları ve kıyafetlerine de yer veriyor. Pazarda pek çok ürünü deneyebilirsiniz. Marketten 5 dakika yürüme mesafesinde olan Yasaka mabedine gündüz ve gece olarak iki kere gitmeyi planladık. Geceleri mabedin ...
  OSAKA’SIZ KOBE Kobe’yi görmek için Akashi şehrinde kalıyoruz. Akashi’de Kaikyo köprüsü Kobe ve Awaji Adası’nı birbirine bağladığı için Japon turistlerin gözdesi. Dünya’nın Çanakkale Köprü’sünden sonra 2.büyük asma köprüsü Kaikyo, bir fotoğrafı hak ediyor. Köprünün diğer ucunda güzeller güzeli Awaji Adası var. Adaya ulaşım ise sadece 600 yene Akashi’den 15 dakika. Mitlere göre, Awaji tanrılar tarafından yaratılmış bir ada. Akashi’de bir günümüzde pek de cazip bir sahil olmayan Okura sahilinde yerel halkın yaşam tarzını gözlemliyoruz. Sıcaktan bayılmış olan Japonya kendini sahillere atmış. Kömürde Japon tarzı barbekü yapan yazlıkçılar bizden farklı olan ateşe evde hazırladıkları pirinci de koymuşlar. Pirinç tüm Asya’da olduğu gibi Japonların ekmeği. Pirinçsiz öğün yok denecek kadar az. Manzaralar pek keyifli ama Okura’da denize girmeyi tercih etmiyoruz. Ne yazık ki Japonya’nın gördüğümüz pek çok güzel sahili gibi temiz bir sahil de değil. Kobe şehri en çok bifteğiyle biliniyo...
Resim
  JAPONYA’DA OTOSTOP MU? Hiroshima-Onomichi, Onomichi-Okoyama Hiroshima ve Onomichi arası mesafe sadece olmasına rağmen otostop maceramız bir hayli zorlu geçti. Pek sakin ve güvenli bir yer olan Japonya kendi milleti dışındaki insanlardan korkuyor gibi geldi bize. Fukuoka’da çektiğimiz otostoplar pek keyifliyfi. Ama Hiroshima maceramız öyle olmadı. Japonya’nın Temmuz sıcağında 38 derece güneşin altında eridik. Üstüne bir de bizi alan 8-9 arabadan ikisi ileriye gitmek yerine bizi daha da geriye bıraktı. Niyetleri iyiydi tabi. Bizi daha rahat otostop çekeceğimiz bir yere bırakmak istiyorlardı. Ama sonunda anladık ki Japonya yazın otostop çekilmemesi gereken bir ülke. Neyse bir şekilde Onomichi’ye vardık. Onomichi özellikle yerel turistlerin tercih ettiği şirin bir  liman şehri. Bir gece burada konaklayıp ertesi gün erkenden Okoyama’ya yerel tren ağıyla geçmeyi düşünüyoruz. Japonya’nın ünlü yüksek hızlı treni Shinkansen’in fiyatlarına göre oldukça ucuz olan, yine de pahalı ol...