YOKOHAMA: TOKYO’DAN KAÇIŞ
Yokohama’ya
varmadan Yokohama’nın ünü anlatılıyor. Tokyo’da yaşamak zorunda kalan Japonların
yaşamak istediği bir yermiş Yokohama. Başkentin kalabalığından, trafiğinden, iş
stresinden kaçmak isteyen Japonlar buraya kaçıyorlarmış. Hatta Yokohama’da
yaşayıp Tokyo’da işe gidip gelenler varmış. 4 milyon nüfuslu bir şehir burası.
Bu şehrin ününün nereden geldiğini merak ediyoruz ve keşfe çıkıyoruz.
Yokohama
küçük ve yaşanabilir bir şehir. Fazla Avrupai bir havası var. 1900’lerden kalma
binalar burada bir zamanlar Avrupalı nüfusun yaşadığının habercisi. Yokohama’nın
1859’da uluslararası ticarete açılan ilk Japonya limanı olmasının bunun etkisi
büyük. Bu yüzden Yokohama Batı modasının popüler hâle geldiği, İngilizce
gazetenin yayınlandığı Japonya’da ilk yer oldu. Bu şehirde Avrupa’yı
bulacaksınız. Eski gümrük binası olan klasik Batı Avrupa mimarisiyle Kırmızı
Tuğla Deposu, Kanagawa Valiliği Hükümet Binası, İspanyol tarzı Berrick Salonu
Daiichi Bankası Şube Binası ve İsveçli Fritz Ehrisman’ın Ellisman Konağı.
Şehir
aynı zamanda Japonya’nın en büyük Çin mahallesine ev sahipliği yapıyor. Japonya’nın
en büyüğü olmasına rağmen Tayland, Malezya, Vietnam’da gördüğümüz Çin
mahallelerinden daha ihtişamlı değildi. Yine de kesinlikle görülmesi gereken
yerler arasına aldık. Büyük Choyomon Kapısı Çin mahallesine girişte gündüz
ışıkları veya gece süslemeleriyle özel bir fotoğraf karesi. Çok sayıda Çin
mağazası ve restorantı bulunan mahallede Şubat ayının başında Çin yeni yılı
gibi çeşitli etkinlikler ve festivaller düzenlenir. Ayrıca Yokohama Çin
mahallesinde, 1873’te burada yaşayan Çinli sakinler tarafından inşaa edilmiş Kanteibyo
tapınağını bulacaksınız. Bugün sadece birkaç Çinlinin yaşadığı bir turistik
merkezdir.
Yokohama’nın
Londra’daki devasa dönme dolabı anımsatan Cosmo Dünyası dönme dolap ve şehir
ışıklarıyla Ooka Nehri üzerinden gelen eşsiz manzarası sizi uzun süre olduğunuz
yere sabitleyecek. Cosmo Dünyası şehrin kalbinde yer alan bir eğlence merkezi.
Şehir
aktivitelerinin arasında bulunan noodle müzesi en az dikkatimizi çekenlerden
oluyor. 500 yen ödeyerek giriş yapabileceğiniz müze çeşitli noodle
seçenekleriyle müzeden çok restorantı andıran anlam veremediğimiz bir yer.
İçeri girmeyi tercih etmiyoruz ama kameralarımıza yakalanan noodle ları da
kanalımızda gösterdik.
1920’lerin
başlarında gümrük muayene evi olan Kırmızı Tuğla Fabrikası şimdi içinde çeşitli
dükkan ve restoranların bulunduğu popüler bir buluşma noktası olmuş. Fabrikanın
önünde yıl boyunca etkinlikler düzenleniyor. Sonbaharda Ekim ayı bira
festivali, kışın buz pateni pisti ve yazın konserler burada gerçekleşiyor.
Koyun hemen üzerinde yer aldığı için manzarası da bir harika. Fabrikanın
3.katında tiyatro gösterileri ve konserler için kullanılan 300 kişilik bir
salon bulunmakta.
Bira
severler için Japonya’nın önde gelene dört bira fabrikasından biri olan Kirin
Bira Fabrikası tadım turları düzenliyor. Tur fiyatı 500 yen ve 90 dk kadar
sürmekte. Kirin’in tarihini de tur esnasında öğrenebilirsiniz. Japonya’da bira
Meiji Dönemi (1868-1912) gelişmeye başlamış.
Sırada
beklenen büyük şehir Tokyo var. Japonya’da son durağımız uzun soluklu olacak.
Bir haftamızı Tokya’ya keşfetmeye ayırdık. Yerel tren hatlarıyla Yokohama’dan
Tokyo’ya giden trenimiz kişi başı 720 yen.
Yorumlar
Yorum Gönder