GEÇMİŞTEN KALMA BİR GÜN: KYOTO

Kobe’den Kyoto’da Japonya’nın yerel tren ağı ile 1.5 saatte ulaşıyoruz. Kişi başı 2.000 yen tutan yol bizi Kyoto’ya bıraktığında Japon yazının rehavetiyle birkaç saatlik dinlenmeden sonra şehir merkezine gidiyoruz. Otobüs ve tren fiyatları durak sayısına göre değişiyor. İlk günümüzü Nishiki Market, Gion bölgesi ve Yasaka mabedine ayırmaya  karar verdik.

Nishiki çok sayıda mağaza, restoranlar, kafelerle dolu olan beş blokluk bir alışveriş caddesi. Daha çok uzun bir pasaj havası veren tarihi market 400 yıldır Japon kültürünü temsil etmeye devam ediyor. Marketin ilk açılışı 782 yılına uzandığı ve bu erken dönemde Kyoto İmparatorluk Sarayı’na Nishiki’den balık alındığı biliniyor. Günümüzde Kyoto mutfağını öğrenebileceğimiz Nishiki Japon eşyaları ve kıyafetlerine de yer veriyor. Pazarda pek çok ürünü deneyebilirsiniz.

Marketten 5 dakika yürüme mesafesinde olan Yasaka mabedine gündüz ve gece olarak iki kere gitmeyi planladık. Geceleri mabedin fenerlerinin aydınlatması ve Temmuz ayının ünlü Gion Matsuri festivaline denk gelmemiz nedeniyle Yasaka planladığımız gibi iki değil pek çok kez ziyaret ettiğimiz bir yer oluyor. 3 Mikoshi (taşınabilir tapınak) tapınağının 17 Temmuz ve 24 Temmuz gecesi Kyoto sokakları boyunca gezdirilerek Yasaka Tapınağı’na geri getirilir. Gion Matsuri 1150 yılı aşkın bir geleneğe sahip Yasaka Jinja Tapınağı’nın en önemli festivallerinden biridir ve Temmuz ayının tamamında gerçekleşir. Gion Matsuri’nin 800 lü yıllarda şehri kasıp kavuran korkunç bir salgın hastalığı önlemek için çıktığı biliniyor. Geçmişte insanlar bu salgınların nedeninin intikamcı ruhlar ve kötü tanrılar olduğunu düşünüyordu. Bu nedenle, günümüzde hâlâ devam eden Gion Matsuri 17 ve 24 Temmuz sabahı Hoko ve Yama isimli 34 festival arabası Kyoto sokaklarında gezdiriliyor. Kötü tanrıları yatıştırmak için düzenlenen festivalde Hoko ve Yama Kyoto sokaklarını arındırma rolünü üstleniyorlar.


Şehir merkezine ayırdığımız ilk günümüzde Gion bölgesine geçtiğimizde akşamüstü saatlerindeyiz ve Geyşa bölgesi olarak bilinen bu tarihi bölge sizi büyüleyecek tarihi evlere sahiplik ediyor. Bu bölgede pek çok ara sokakta fotoğraf çekmek yasak. Kyoto’da Geiko olarak bilinen Geyşalara bu sokaklarda rastlayabilirsiniz. Akşamüstü veya akşam saatlerinde önünüzden yürüyen büyüleyici bir geyşaya rastlamanız sadece şans konusu. Geyşaların tarihine gelecek olursak: Kyoto bin yıldan uzun süredir Japonya’nın İmparatorluk başkentiymiş. Bu nedenle, aslına uygun korunmuş çay evleri ve sanat kadınları olarak bilinen geisha evleri Kyoto’da. Artık Japonya’da sayılarının 1000 kadar kaldığı söylenen Geyşalar Japon kültürünün son temsilcilerindendir ve dans, müzik, şarkı söyleme gibi sahne sanatlarında eğitim almış yetenekli ev sahipleridirler. Uzun kimonoları, geleneksel saç stilleri, oshiroi makyajlarıyla karakterize edilirler. Genellikle zengin müşterileri eğlendirmek için ozashiki olarak bilinen partilerde, sahne, festivallerde performans sergilerler. Her ne kadar fazla bilinmeyen bir bilgi olsa da Geyşalar 1751’e kadar kadın değil erkeklerdi. Gion bölgesi aynı zamanda Kennin-ji bölgesi olarak bilinen tapınaklar komplesini de bünyesinde bulunduruyor. 1202 kadar eski bir tarihi karşılayan en eski Zen tapınağını bu bölgede bulabilirsiniz. Kennin-ji tapınak kompleksi çay ithalatını simgeleyen çay çalılıklarıyla kaplıdır. Çayın meditasyon sırasında uyanık kalmalarını sağlayacağını düşünen sahipler bu bölgede Zen Budizm öğretilerini çay ile bütünleştirdi.


İkinci günümüz hızlı bir kahvaltıyla başlıyor ve metro ağını kullanarak Fushimi İnari istasyonunda iniyoruz. 10.000 torii kapılı Fushimi Inari Tapınağı’na ulaşıyoruz. Önemli bir Şinto tapınağı olan Fushimi İnari kırmızı torii kapılarıyla ünlü. İsmini İnari Dağı’ndan alan tapınak yürüyüşü dağın zirvesine kadar 2-3 saat sürüyor. Dağın yarısına kadar tırmanmayı başarırsanız Yotsutsuji kavşağında bir mola verebilirsiniz. Kyoto’nun güzel manzarasının tadını çıkarıp geri dönmeyi de tercih edebilirsiniz. Çünkü torii kapılarının yoğunluğu bu kavşaktan sonra azalıyor. Biz başladığımız noktaya geri dönene kadar tüm torii kapılarını geçmeyi seçtik. Uzun ama unutulmaz bir yolculuk oldu. Tapınakta en çok dikkatinizi çeken, saldırgan bir köpeğe, bir kurda benzeteceğiniz koruyucu heykeller oluyor. Binlerce heykel sonradan öğrendiğimize göre tilki bekçiler. Tilkilerin Inari Okami’nin habercileri oldupu söyleniyor. Torii geçitleri, Edo döneminde duaların insanlardan tanrılara geçmesi için kullanılmaya başlanmış. Hâlen küçük dilek toriilerinin satıldığı dükkanlarda isimlerinizi ve dileklerinizi İnari tapınaklarına bırakabiliyorsunuz. Japonya’da yaklaşık 30.000 civarında İnari tapınağı bulunmakta.

Tapınaktan istasyona geri yürürken pek çok hediyelik eşya satan dükkan ile karşılaşacaksınız. Bu sokak marketleri Japon mutfağının buğday unundan yapılan kalın eriştesi udon yemek veya matchalı içeçeklerinizi yudumlamak için güzel bir fırsat sunuyor.

3. günümüzde şehir merkezine geri dönerek Gion Matsuri festivalini izliyoruz. Temmuz ayına denk geldiğimiz için çok şanslıyız. Hava çok sıcak ama festival ekibi Kyoto sokakları boyunca omuzlarında mikoshileri gezdiriyor.

Bir sonraki günü Arashiyama Bambu Ormanı’na ayırdık. Arashiyama istasyonuna 10 dakikalık yürüme mesafesinde olan orman Tenryuji tapınağına gitmek isteyenler için de bulunmaz bir rota. Tenryuji bir zamanlar yüzden fazla tapınaktan oluşan bir tapınak kompleksi iken şimdi sadece birkaç yapıyla kalmış. Geleneksel Japon bahçe tasarımının en iyi örneklerinden biri burada. Arashiyama sanki başka bir dünyadaymışsınız gibi hissettiren bambu korusunun içinde yürüyüş yaparken muhteşem bir görsel şölen yaratıyor. Dahası Arashiyama bölgesine doğru mevsimde gelirseniz kiraz ağaçlarıyla süslü. Katsura Nehri’nin üzerinden geçen Sagano olarak da bilinen Togetsukyo ahşap köprüsü ilkbahar kiraz çiçekleri ve sonbahar renkleriyle turistleri çekiyor.

Kyoto gezimizi Uji matcha çayı (Japon yeşil çaylarının genel adı) ve Tsukemono (Japon turşuları) ile tatlandırarak bir sonraki durağımız olan gözde başkent, Japonya’nın ilk kalıcı başkenti Nara’da MS 710 yılının izinde seyahat edeceğiz. Ama gitmeden sizlerle Japon çayları ile ilgili önemli bir bilgi paylaşmak isteriz: Matcha, Sencha ve Gyokuro üç Uji çay türü olup Japonya’da Çin etkisinin en yüksek seviyede oldupu Heian döneminden kalma bir alışkanlıktır. Yani matcha Japonya’nın geleneksel çayı değildir. Japonya geleneksel çayı Uji olarak bilinir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar