DÜNYA’NIN DİĞER YARISI: İSFAHAN

İran’ın dillere destan, onu gören her gönlü çalan güzeller güzeli İsfahan’ına gelmiş bulunuyoruz. Ülkenin en görkemli dönemlerinden biri olan Safeviler döneminde bu özel şehir, Nesf-i Cihan yani Dünya’nın Yarısı unvanını almış. Milattan önceye dayanan geçmişiyle İsfahan Sasaniler, Selçuklular ve Safeviler için merkezi bir üs görevi görmüş. Aynı zamanda, İpek Yolu üzerinde yer aldığı için, tarih boyunca önemli bir ticaret merkezi olmuş. Safeviler döneminde başkent olan İsfahan’da gezilecek yerler saymakla bitmiyor. Bu güzel şehre en az 5 gününüzü ayırmanızı ve doya doya onu yaşamanızı tavsiye ederiz.

İsfahan’ı yavaş yavaş, her adımımızı benimseyerek gezeceğiz. İlk günümüz İsfahan’a gelen herkesin ilk uğrayacağı yer olan Nakş-ı Cihan Meydanı oluyor. Burası İran’da İmam Meydanı olarak da biliniyor ve İran’ın en geniş meydanı. Mükemmel bir simetriye dayanan mimarisiyle geniş ve ferah bir alan bırakarak kamusal hayatın merkezi oluyor. Her köşesinde sizi İslam mimarisinin en güzel örnekleri karşılıyor. Meydanın doğusunda Şeyh Lütfullah Camii, güneyde İmam Camii, batıda Ali Kapu Sarayı ve kuzeyde Kapalı Çarşı girişi bulunmakta. Bu meydanda bir zamanlar İran kökenli çok eski bir atlı spor olan Polo oynandığını düşünmek insanı heyecanlandırıyor. Bugün hâlâ meydanın iki ucunda orijinal kale direkleri olan polo gollükleri görülebilir.


Biz İsfahan’ın en eski çarşısını gezmekle başlıyoruz. Mücevherden İran halılarına, bakır ve seramiklerden baharatlara ve İran usulü çay ve özel çaydanlıklara kadar neler yok neler! Kendimizi İran sanatına kaptırmışken yolumuza çıkan Ali Kapu Sarayı’na giriveriyoruz. Yüce Kapı anlamına gelen saray, resmi törenler, bayram kutlamaları, elçi kabulleri, devlet toplantıları için kullanılırmış. Seyir balkonundan Nakş-ı Cihan meydanını görür. Saray, mimari açıdan önden bakıldığında 4 kat, arkadan bakıldığında 5 kat gözükür. Oysa 6 katlıdır. Yapının derinliğini gösteren bu detay katlara çıkan dar sarmal merdivenlerle gizemli bir labirentteymişsiniz hissi yaratır. Bizim en sevdiğimiz son kat yani müzik salonu üstün akustik özelliklere sahiptir. Özel alçı oyuklar ve akustik duvar boşlukları sayesinde sesin odanın bir köşesinden diğerine iletilmesini sağlar. Bu bizi oldukça şaşırttı. Bu çok ileri düzeyde bir mühendislik başarısıdır.

Bizi en çok heyecanlandıran  Jameh Camii oldu. Jameh Camii’nin güneybatı kısmından Kapalı Çarşı’ya bağlantıyı keşfettiğimizde uzun saatler Jameh’i gezme fırsatımız oldu. Camiiyi çepeçevre saran turkuaz çiniler bizi büyüledi. 8.yy da inşaa edilen bu camii; Abbasi, Selçuk, Timur, Safavi, Ilhanlılar, Kaçarlar dönemlerinde farklı düzenlemelerle zenginleşmiştir. Yapı içinde kütüphane ve medrese gibi farklı bölümler bulunmaktadır.

Nakş-ı Cihan’ın köşelerinden devam edecek olursak, Şeyh Lütfullah Camii gün ışığına göre renk değiştirir. Sabah pembe, öğle krem-bej, akşam ise tuğla tonlarına dönüşüyor. Bu görsel şölen bu kadarla kalmıyor. Kubbe içindeki desenler güneş ışığının tavuskuşu kuyruğu gibi düşmesine neden oluyormuş.

Sırada meydanın son gözdesi İmam Camii var. Yedi renkli mozaikli çiniler ve kaligrafi ile bezenmiş olması onu Pers mimarisinin başyapıtı hâline getiriyor. İç mekandaki belirli bir taşın bulunduğu yerden ses 12 defa yankılanarak geri gelir. Bu akustik bir mühendislik harikasıdır.

İsfahan’da 2. günümüzde ne yazık ki başkent Tahran’da 11 bilim insanının ölümüyle ortalığı korku sardı. İran’ın balistik füzeleri göndermesiyle İsrail ve İran arasında 12 gün sürecek bir savaş başlamış oldu. Neler olacak, ortalık yatışsın, Azerbaycan’a uçak bileti aldık gezmeye devam dedik. İranlı arkadaşlarımız paniğe kapılmamamız için ellerinden geleni yaptılar.

İsfahan’da görülecek daha çok yer var. Kendimizi biraz dinlenmeye alıyoruz. Bir günümüzü İsfahan’ın tarihi köprülerine ve Culfa Bölgesi olarak bilinen Ermeni mahallesine ayıracağız.

Tam sakinleştik derken Tahran saldırıları üzerinden birkaç gün geçti geçmedi İsfahan’a da saldırılar başladı. Sakinliğimizi elimizden geldiğince koruduk. Ama bir yandan da ne yapacağız sorularını kendimize sormaya başladık. Tüm turistik yerler kapatıldı ve siviller için gerekli önlemler alındı.


Gezimize kaldığımız yerden devam edecek olursak, “Si-o-se Pol” 33 kemerli köprü alt katta suyun aktığı kemerleri ve üst katta yaya geçidi vardır. Altta çay evleri ve sohbet köşeleri de bulunur. Safevi dönemine ait bu köprüyü Khaju Köprüsü ile devam ettirdik. Bu köprüde diğerinden farklı olarak, Şah’ın oturduğu sekizgen görünümlü bir pavyon bulunur. Şah buradan nehir manzarasını izlermiş. Khaju Köprüsü bir bent işlevi görüp nehrin batısına su birikimi sağlanır. Tarih boyunca halkın buluşma alanı olmuştur.

Sırada Ermeni Mahallesi Culfa var. 1600 lü yıllarda 150.000 Ermeni aile zorla buraya taşınmış. Burada Ermenilere dini özgürlükleri tanınmıştır. Bölgede dikkat çeken yapılardan Vank Katedrali mimari olarak İran ve Ermeni etkilerini taşır. Bethlehem Klisesi ve Saint Sarkis kliseleri ise Culfa Bölgesini İsfahan’da yaşayan Ermeniler için özgürlüklerle dolu yepyeni bir bölge yapıyor.

Şimdi Culfa Bölgesi güzel kafelerle dolu. Biraz soluklanmak için oturduğumuzda, kahveyi getiren garson ‘savaş var farkında mısınız’ diye telefonda çeviriyi gösterdi. Durumun ciddiyetini yavaş yavaş anlıyorduk. İranlı arkadaşlarımızın da desteği ile Yezd şehrine gitmeye karar verdik. İki gün sonraya Yezd şehrine otobüs bileti bulabildik. Zerdüştlerin şehri Yezd yüzyıllarca savaş zamanlarında koruma görevi görmüş. Dağlarla çevrili, geniş çöl alanlarına sahip olması, ulaşımı zorlaştıran doğa şartları hızlı ve büyük çaplı işgalleri engellemiş.

Kalan iki gün evden az çıkarak Hesht Behesht Sarayı (Sekiz Cennet) ve Chehel Sotoun’u görmeye ayırdık. Hest Behest Sarayı yani Farsça’dan çeviri Sekiz Cennet, sekiz odalı bir saraydır. Müslüman inancında cennetin sekiz seviyesiyle ilişkilidir. Sekizgen bir havuz orta alandadır. Şah’ın en sevdiği eşlerine ayırdığı bu saray 17.yy da inşaa edilmiştir.

Chehel Sotoun (Kırk Sütun) 20 ahşap sütunun havuzdaki yansımasıyla 40 sütun görünmesinden ismine Chehel Sotoun denmiştir. Klasik Pers bahçesi; simetrik yollar, su kanalları, havuzlar, ağaçlar ile idealize edilmiş bir cennet tasviri önümüzde belirdi.

İran’ı aylarca gezsek sıkılmayız ve bu güzel ülke bize hep yeni bilgiler vermeye devam eder. O kadar sevdik ki güzelim İran’ı ve İran halkını… Bu güzel ülkeye düşen bombalar canımızı acıtıyor! Keşke hiç savaşlar olmasa. İki tarafta da masum insanlar ölmese!

Ama maalesef, İran-İsrail arasındaki gerginlik artarak tırmanmaya devam ediyor ve Chehel Sotoun gibi çok önemli birkaç yeri ancak dışarıdan görebildik. Yukarıda bahsettiğimiz gibi, bu kritik durumda sığınabileceğimiz Yezd şehrine geçiyoruz. Yarın güzel İsfahan’dan Yezd şehrine otobüsümüz var. Bize şans dileyin!

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar