TÜRKİYE’NİN
EN DOĞUSU, DOĞU’NUN İNCİSİ: HAKKARİ
2
günden fazla süren 1400 km yol 30 saatte bitiriyoruz. 1400 km yol kontrol noktalarının yoğun olduğu yerlerden geçmeyelim derken 1700-1800 km oluyor. Yol uzadıkça uzuyor, yol bitmiyor. Yezd şehrinden İran sınıra 25 saat bir de sınıra geldikten sonra 5 saat yola devam. Üstüne üstlük İran’ı geçerken bizi taşıyan
arabanın şoförü hiç uyumadı. Defalarca polis kontrolünden geçtik. Defalarca
içimizi korku sardı. Yine de İranlı arkadaşlarımızın desteğiyle sınıra ulaştık.
Yolda telefonla bizi sürekli aradılar. Yardımlarını hiç eksik etmediler. Özel
araçla Urmiye’ye kadar çıktık. Urmiye’den Sero, İran Hakkari sınırına vardık.
Yolda İran’ın güzel manzaraları yüreğimizi burktu. Bu yolculukta Urmiye Gölü’nü
böyle zor bir zamanda görmüş olmak da varmış. Tektonik oluşumlu tuz gölü adını
nasıl oldu da bize duyurmamış? Oysa iki kardeş ülkeyiz. İran’ı tüm dünya
güzellikleriyle bilsin istiyoruz. Aklımız İranlı arkadaşlarımızda. Onlar da
mutlu, huzurlu olsun isteriz. Biz zorlu günleri arkamızda bıraktık. İran
çıkışında rica ettik. Pasaporta damga vurmadılar. İran girişimizde de damga
vurmamışlardı. Maalesef bazı ülkeler pasaportunuzda İran giriş çıkışı
gördüklerinde sorun çıkartabiliyorlar.
Esendere
ardından Yüksekova. Yol ücretlerini duyduğumuzda inanamadık. 1 buçuk saat
dolmuş yolculuğu iki kişi 900 TL. Bu pek çok ülkede bizim bir ülkeden diğerine
otobüsle geçiş paramız. Şehirden şehire de değil, bu para şehirden şehir içine
gitmeye isteniyor. Önce canımız sıkıldı. Sonra Hakkari’nin güzelliğini görünce,
ülkemiz bu kadar güzel miymiş dedik. Bizi Doğu’ya getiren İran’daki kaotik
ortam Hakkari’yi görmemize sebep oldu. Amacımız Hakkari’den Artvin’e Doğu
illerini gezmek ve Gürcistan’a kara yoluyla geçmek.
Cennet
Cehennem Vadisi, Seyithan Gölü, Berçelan Yaylası, Durankaya Yaylası, Mergan
Vadisi, Ava Şelalesi, Cilo Buzulları, Meydan Medresesi, Şemdinli Taş Köprüsü,
Hakkari Kalesi, Nasturi Klisesi, Hakkari Peri Bacaları gibi pek çok gezilecek
yer bizi bekliyor. Biz çok yorgun olduğumuz için kendimizi zorlamamaya karar
verdik. Gezebileceğimiz yerlere gideceğiz. Aracınız olmadan saydığımız yerlerin
hepsini görmek çok zor. Arkadaşlarımızla bir gün Berçelan Yaylası’na gidiyoruz.
Hakkari şehir merkezinde kalıyoruz ve Berçelan Yaylası 18 km uzağımızda. Öğle
saatlerinde gelebildiğimiz için buzulları göremeyeceğiz. Tavsiyemiz sabahın
erken saatlerinde yola çıkıp Berçelan Yaylası’nda dinlenme ve ardından 6 km lik bir yürüyüşle
Seyithan Buzul Gölü’ne gitmeniz. Hakkari’ye gelenlerin anlattığına göre
Hakkari’ye gelip de olmazsa olmaz bir Berçelan Yaylası-Seyithan Buzul Gölü,
2.Cennet Cehennem Vadisi-Cilo Buzulları görülmeli. Cennet Cehennem Vadisi için
özel araçlar gerekiyor. Oradan da Cilo Buzulları’na çıkıyorsunuz. Yaşadığımız
yorgunluğu hâlâ atlatamadık. Başka bir zamana diyoruz ve Berçelan’ın tadını
çıkarıyoruz. Sapsarı çiçekler, inanılmaz çeşitlilikte ve renklerde bir flora! Buz
gibi akan sular ve her yerde koyun ve keçi sürüleri. Pastoral bir senfoni!
Son
günlerimizde 1700’li yılların başında inşaa edilen Meydan Medresesi’ni gezerek,
Hakkari şelalelerinin tadını çıkararak geçirdik. Beyaz şelale ve Gelezu
Şelalesi’ne gittik. Buz gibi sular ayağımızı yaktı. Hakkarililer su
kenarlarında piknik yapıyorlar. Çayları hep yanlarında. İnsanları güzel, özü
güzel. Herkes selam veriyor. Herkes gülümsüyor. Korkulan Doğu artık Doğu değil.
Senelerdir bu şehre tehlike uğramıyor. Kanyonun içinden geçercesine bir şehri
bitiriyoruz. Bu sarp dağlar, heybetli kayalar, dar geçitler sizi olduğunuz yere
mıhlıyor. Bu dünyada küçücük bir insan, mutluluğu, sevgiyi öğrenmek için diyar
diyar gezen. Hakkari ülkemizin ne kadar güzel olduğunu bize hatırlattı. Buradan Van, Iğdır, Ağrı, ve Artvin’e..
Yorumlar
Yorum Gönder