AREQUİPA’NIN RENKLERİ BEYAZINDAN DEĞİL


İca’dan Arequipa’ya 14 saat süren otobüs yolculuğunun sonunda tam anlamıyla bitik hissediyorduk. Otobüs terminaline yalnızca 5 dakika yürüme mesafesindeki halk otobüslerine binerek şehir merkezine geldik. Sırtımızdaki ağır yüklerle kendimizi bir hostele zor attık.

Şehir merkezine gittiğimizde beyaz şehir Arequipa’yı daha yakından tanıdık. Misti volkanından çıkan ve Sillar kanyonunda işlenen beyaz kayalarla inşaa edilmiş bir şehir karşımızdaydı. Beyaz şehir ismi Arequipa’ya sadece şehrin beyaz taşlarından değil burada yaşayan çoğunluğun beyaz ırk yani İspanyol sömürgeciler olması nedeniyle de verilmişti.


İkinci günümüzde beyaz taşların işlendiği kanyonu keşfetmek için Sillar Kanyonu’nu ziyaret ettik. Kanyona turistik geziler düzenlenirken biz yerel halk gibi yaşamayı tercih ederek halk otobüsüne bindik. Otobüsler Puente Grau’dan kalkıyor. Sadece 1 sol olan halk otobüsleri Plaza Norte Mall’a kadar yarım saatlik bir mesafede bırakıyor. Plaza Norte Mall’ın önünden geçen otobüslere Sillar Rotasına gidip gitmediklerini sormanız lazım. “Vas por la ruta del sillar?” Böylelikle Sillar’da sadece fotoğraf çekilmek için değil, dinlenmek ve uzun uzun manzarayı izlemek için de vakit bulduk. Misti aktif volkanının biçimsiz beyaz kayaları burada sanat eserine dönüştürülmüş. Yüzyıllardır babadan oğula geçen bir zanaat olan Sillar, taş oymacılık, bir kez daha bize emeğin ve insan terinin gücünü gösteriyor. Sillar Kanyonu gezimizden sonra Misti volkanıyla güzel bir poz yakalayabilmek için Yanahuara’ya çıktık. Önce otobüsle şehir merkezine döndük ve merkezden Yanahuara’ya giden otobüse bindik. Mesafe 20 dakika. Şehri sarmalayan diğer iki volkanı da, Chachani ve Pichu Pichu, Yanahuara’dan izledik.

En son 1985 yılında patlayan Misti şu anda uyuyor. Umarız derin uykusuna devam eder. Öyle ki Arequipa’da dolu dolu 8 günün son üç gününde kaldığımız arkadaşımızın evinden, şehir merkezinden uzakta, Alto Selva Alegre bölgesinde Misti’nin nasıl yıkıcı bir kuvvetle şehre zarar verdiğini gözlemlemek mümkün. Kanyon görmek için çok uzaklara gitmeye gerek olmadığını bu bölgeye gelince anlıyoruz. Misti patlaması şehrin içinde büyük bir yarık oluşturmuş ve insanlar bu yarığın içinden geçerek karşı tarafa geçiyorlar.

Ertesi gün San Camilo market alışverişiyle torbalarımızı çeşit çeşit meyveler, kuruyemişler, tatlılar ve peynirle doldurduk. Cusco'ya gitmeden Cusco kahvesini denedik. Üretildiği topraklardan bal aromasıyla gelmiş kendine özgü bir tadı var. Kahvenin yanına tatlı iyi gider diyerek katmanlarında ananas, fıstık, çerez ve manjar bulunan King Kong yedik. Doyamadık, akşam yemeğimiz için oldukça uygun fiyata bulduğumuz San Camilo’nun çıkışında satılan Papa Rellena'dan birkaç tane aldık. 

Ardından her şehrin olmazsa olmazı Plaza de Armas meydanına yürüdük. Beyaz şehri meydandan seyretmeye doyamadık. Santa Catalina Manastırı, Arequipa Katedrali ve San Francisco Klisesi’ni ziyaret ettikten sonra Cusco otobüs biletimizi alarak 10 saatlik otobüs yolculuğumuz için dinlenmeye çekildik.

Cusco’dan size yazacağızJ

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar