PARACAS’TAN
İCA’YA
Lima’dan
İca’ya 4 buçuk saat süreceğini düşündüğümüz otobüs yolculuğumuz Pisco’da
sonlandı. Pisco’dan 4 kişilik taksilere binerek yarım saatte fokların,
penguenlerin, kuşların cenneti Paracas’a ulaştık. Paracas küçücük bir liman
kasabası. Şirin kafeler ve restaurantlardan ayrılasınız gelmiyor. Ama tekne
turuna geç kalmamak için tur bitiminde yemek yemeye karar verdik. Açlığımızı
bastırmak için de yol üstünden hemen bir pata rellena aldık. Pata rellena içi
et, soğan, sarımsak, maydanoz, zeytinle dolu kızartılmış tatlı patates. Enfes
bir tat! Görüntüsü bizim içli köfteyi andırıyor.
Elimizde
papa rellenalar teknenin yolunu tuttuk. Okyanusta 2 saat foklar, penguenler,
çeşit çeşit kuşlarla birlikteydik. Çektiğimiz fotoğraflar arkamızda kalsa da
fokların mağarasına girdiğimizdeki kokuyu unutmayacağız. Foklar kendilerine has
özel bir koku yaymışlar. Onları rahatsız etmemek için motoru durdurduk ve sessizce
teknenin içinde bekledik. Geri dönüş yolunda karşımıza çıkan pelikanların
büyüklüğü bizi şaşırttı ve sahilde saatlerce onlarla vakit geçirdik.
Paracas’ta
Peru’nun gelenekseli tavuklu ananaslı pilav yedik. Üstüne de tatlı olarak içinde
mor mısır, tarçın, patates, ananas, ve limon olan Mazamorra Morada. Mısır ve
papates Peru’nun vazgeçilmezlerinden. Pazarlarda her renk mısır ve patates
görmek mümkün. Mazzamorra morada tatlısı bizdeki sütlaca benziyor. Unutulmaz
bir tat daha hafızamıza yerleşmiş oldu.
Yemek
sonrası halk otobüslerine binerek yarım saat içinde Paracas’tan İca’ya geçtik. İca
şehir merkezi çok fazla vaatte bulunmuyor. Ama İca merkeze yakın Huacachina
gölü ve çöl kaçırılmaması gereken bir macera.
Efsaneye
göre Huacca China (ağlayan kadın) güzel bir Quechua prensesi ve erkeklerden
güzelliğini saklayarak yaşıyor. Bir gün yıkanırken aynasında kendisini izleyen
bir yabancı görür ve kaçmaya başlar. Giysileri bir ağaca takılıp kum tepelerine
ve aynası da parçalara ayrılarak lagüne dönüşür. Her gece prenses yas tutar ve geceleri
yabancıları lagünde boğmak için dışarı çıkar.
Huacachina aynı zamanda tubulares (offroad)
denilen aktivitenin de yapıldığı bir çöl. Çölde iki saat süren offroad ve çöl
kayağı sonrasında oldukça yorulduk. Çölün sözlerle anlatılamayacak güzelliğinin
etkisinde güneşin batışını göl üstünden izleyerek İca’ya döndük.
İca’da Los Perdidos Kanyonuna
gidemediğimiz için biraz üzüldük ama bir sonraki durağımız olan Arequipa’da daha
büyük bir kanyon olan Colca Kanyonuna gideceğimizden Los Perdidos’u es geçtik.
Yapamadığımız bir diğer yolculuk da
Nazca şehrine gitmek oldu. Nazca tarihi anlamda eşi bulunmaz bir kültürü temsil
ediyor. Şehirde Nazca çizgilerini yukarıdan görmek için uçakla seyahat etmek
gerekiyormuş. Yolculuğumuz uzun olduğu için Nazca’ya gitme masrafı bize oldukça
yük olacaktı. O yüzden akşam 12 saat gece yolculuğu yaparak otobüsle Arequipa’ya
geçtik.
Arequipa’da görüşmek üzere!
Yorumlar
Yorum Gönder