CUSCO’DA İNKA’LARIN AYAK SESLERİ


Arequipa-Cusco arası 10 saat sürmesi gereken otobüs yolculuğumuz otobüsün Cusco’ya 3 saat kala bozulmasıyla 14 saate çıktı. Sabahın ilk ışıklarında otobüsten inerek başka bir otobüs beklemeye koyulduk. Bize biletimizi gösterdiğimiz sürece tekrar ödeme yapmamız gerekmediğini söylediler. Soğuktan titriyorduk. Öyle ki Peru’da sabah erken saatler sonbahar, öğlene doğru ilkbahar, öğlen yaz ve akşam kışı görmek mümkün. Evet, gerçekten de 4 mevsimi bir gün içinde yaşayabiliyorsunuz. Daha fazla soğuğa dayanamayıp ilk gelen otobüse atladık. Muavin 14 sol demesin miJ Para çekmemiştik ve cebizimde sadece 6 sol vardı. Biz yalvar yakar 6 solu gösterince gülüşmeler…

Peru’da en çok dikkatimizi çeken insanların sakinliği oldu. Yavaş hareket ediyorlar ve sinirlendiklerini hiç görmedik desek doğru olur. Sabah döviz büroları da açık olmadığı için otobüs terminalinden Cusco merkeze yürümek zorunda kaldık.

Cusco’nun her yeri tarih kokuyor. İnka’ların ayak sesleri bu tarihi şehri gezerken sizinle birlikte yürüyor. Ana meydan (Plaza de Armas) İnka’ların festivallerine, törenlerine şahit olmuş ve aynı şekilde koloni döneminde Cusco’yu baş tacı yapan İspanyol fatihler bu meydanı kullanmış. Ne yazık ki bu meydan İspanyollar döneminde idamın gerçekleştirildiği yer olarak da kullanılmış. Tupac Amaru ve tüm yakın çevresi vahşice bu meydanda öldürülmüş. Kollarından ve bacaklarından 4 farklı yöne giden 4 farklı ata bağlanan Tupac Amaru’yu hâlâ öldüremediklerini düşünüyorum. İnka’lara yapılan onca zalimliğin ardından geriye kalan göz kamaştıran İnka kalıntıları ve güneş gibi içinizi ısıtan İnka kültürü. İnka’lar güneşe ve aya çok önem veriyorlardı. Cusco ve çevresindeki Kutsal Vadi’de güneş tapınakları ve güneş topraklarını görmek mümkün. Cusco’daki güneş tapınağı (Coricancha) Güneş Tanrısı İnti’ye adanmış. İnka’lar altının güneşin alın teri, gümüşün de ayın gözyaşı olduğuna inanmışlar. Ne yazık ki bu güzel toprakları fethetmeye gelen İspanyollar için ise altın ve gümüş sadece zenginlik göstergesiymiş. İspanyollar Coricancha’nın altın süslemelerini eriterek ülkelerine taşımışlar.

Gözyaşı meydanı-Huacaypata  (Tupac Amaru’nun burada idam edilmesinden dolayı) olarak da adlandırılan Plaza de Armas Cusco Katedrali (İnka sarayının üzerine yapılmış) ve İsa Klise’si ile çevrelenmiş.

Cusco’yu ünlü yapan bir diğer yer ise San Pedro marketi. Peru’nun en eski pazarı olan San Pedro antik İnka yolunn üzerinde bulunmakta. Alpaka yününden yapılan kaliteli pançoları bulabileceğiniz San Pedro’da seri üretim yapılan daha ucuz fiyata pançoları da bulmanız mümkün. Peru kazakları ve her türlü Peru ürünü burada mevcut. Yine de San Blas bölgesini gezmeden pançolar ve hediyelik eşyalar hakkında karar vermemeli. San Blas İnka duvarları ve İnka yollarıyla Cusco’nun gelenekselleşmiş eski bir köşesi. Bol bol Cusco’lu zanaat ve sanatçıyı görebileceğiniz bir bölge. Galeriler ve atölyeler San Blas meydanı boyunca da bizi bırakmıyor. Restaurantlar ve kafeler de burada yepyeni bir kimlik almış. Oldukça renkli ve keyifli. Yine de yemek yemek için hem uygun fiyata hem de lezzetli San Blas açık pazarı yemeklerini seçiyoruz. Peru’da sebze yemeği pek tercih edilmediğinden sebzeyi özledik. Bu markette bol bol sebze yemeğine doyuyoruz. En güzeli de San Blas tepesinden manzarayı izleyebileceğiniz Qosqo Qhawarina. Tepeden Plaza de Armas meydanına inerken karşımıza çıkan Sapantiana su kemerleri kolonyal bir mimarinin eseri. Bu bölge San Cristobal semti olarak adlandırılıyor.

Cusco’yu doya doya gezdiğimize emin olunca Cusco çevresindeki turları araştırıyoruz. Perulu arkadaşlarımız Kutsal Vadi’ye tursuz gitmemizi öneriyor. Yaklaşık 1.5 haftayı Kutsal Vadi’de geçirdik. İyi ki de yalnız başımıza buraları keşfetmişiz. Cusco’dan kalkan Pisac kollektif otobüsüyle kişi başı yalnızca 2.5 Sol (11.45TL) kırk dakika sonra Pisac’tayız.

Cusco her ne kadar büyüleyici olsa da turistik ve gürültücü bir şehir. Pisac’ın sokaklarında sessiz sakin yürümek, dağlarına çıkıp dinlenmek, bol bol araçsız temiz havayı içimize çekmek bize çok iyi geliyor. Pisac’ta 5 gün kalmayı tercih edip dinleniyoruz. Nehir yolunu takip ederek Chinchero’ya tırmanıyoruz. İnka kalıntılarını ücretsiz görebileceğiniz ve manzara izleyebileceğiniz bir tepedeyiz. Pisac’ta İnka kalıntıları (30 Sol, 137.4 TL), ünlü Pisac el sanatları marketi gezmeyi ihmal etmemeniz gereken yerler arasında.

Kutsal Vadi gezimizin ikinci ayağı Calca. Calca küçücük bir köy. Sevimli bir meydanı var. Şansımıza bir de yemek festivaline denk geliyoruz. Köylülerin ikram ettiği çilekli Chicha’larımızı içerken geleneksel İnka danslarını izliyoruz. Ardından Charango ve Cajon eşliğinde Peru müziği dinliyoruz ve yolumuza devam ederek Urubamba’ya geçiyoruz. Urubamba Pisac’a nazaran daha büyük ve küçük Cusco havası veren bir kasaba. Urubamba çevresi İnka kalıntılarıyla dolu. Hemen bir kollektif otobüse atlayıp Pichingoto’ya gidiyoruz ve asırlık tuz madenlerini ziyaret ediyoruz. İşçilerin sıcak altında tuz madeninde çalışması ve çıkarılan çuval çuval tuzlar bu yüksek dağların zorlu hayatını gözümüzün önüne getiriyor. Ertesi gün Pachar’a İnka Ay Tapınağı’na doğru yola çıkıyoruz. Pachar’dan ay tapınağına ulaşmak için tren yolunu takip ediyoruz. Daha kestrime olduğunu söylüyorlar. Yaklaşık 20 dakika sürüyor yol. Oklar size klise yazısını işaret ediyor burası her ne kadar bir tapınak olsa da. Pichingoto İnka’ların koka yapraklarını Ay Tanrısı’na sunduğu ve tapındığı oldukça yüksekte bir tapınak.

Urubamba’da üç günden sonra Kutsal Vadi’nin son durağı olan Ollantaytambo kasabasına varıyoruz. Ollantaytambo Machu Picchu’ya gidecek gezginlerin dinlenme yeri. Bir de yüksekliğe alışmak için burada konaklıyorlar. Bunların yanında Kutsal Vadi’de İnka kalıntılarını en çok gördüğümüz kasaba demeliyiz belki de. Urubamba etrafı bizi kalıntılarla büyülemişti ama Ollantaytambo sanki hâlâ İnka’ların yaşadığı turistik bir kasaba. Turistik olmayan Cachicata ve Pumamarca kalıntılarını görmek için iki gün boyunca günde 6 şar saatten (3 saat tırmanış, 3 saat dönüş) yorucu ama büyüleyici bir yola giriyoruz. Ollantaytambo’da iki gün dinlendikten sonra Machu Picchu yolculuğu başlıyor. Tren raylarını takip ederek ulaşabilen Machu Picchu yolu tırmanışlarla geçiyor ve hiç de kolay değil.

Machu Picchu İnka’ların dehasına akıl erdiremediğimiz, dünyanın yeni yedi harikasından biri kabul edilen gizemli bir kasaba. İspanyollar’ın bu kasabayı istila edememesinin nedeni Machu Picchu’yu saran bulutlarla kaplı dağlar. Konumu nedeniyle çok özel bir yere sahip olan kasabanın büyüsü Machu Picchu’ya tırmanıp da kalıntıları görünce matematiksel hesaplamaları İnka’ların o tarihlerde nasıl yaptıklarını, bunca kayayı nasıl taşıyıp oyduğunu cevapsız bırakarak daha da artıyor.

Yolculuğumuza devam etmek için Cusco’ya döndüğümüzde hayatımız boyunca unutamayacağımız anılarımızı da yanımıza alarak Puno otobüsüne atlıyoruz. Otobüste İnka’ların ayak sesleriyle 8 saat süren bir ninnide Peru yolculuğumuzun sonu olan ve bizi Bolivya’ya taşıyacak Puno’ya kadar uyuyoruz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar