URUGUAY’DA PORTEKİZ ESİNTİLERİ

Colonia del Sacramento’da…

 Buenos Aires’ten gelen teknemiz masalları aratmayan küçücük bir şehirde duruyor. Ayağımızı adım attığımız anda başlayan Arnavut kaldırımlarının nostalji etkisi uyandıran sarhoşluğu basıyor sıcak altında. Hava 32 derece. Sokaklar dar. Tarih taş duvarlar arasında sıkışıp kalmış. Çünkü bu şehir Portekiz geleneklerini sokaklardan atamamış. Oysa burası Uruguay. Bu küçük ülkeye böyle sempatik bir giriş yapmak bizi umutlandırıyor.


Şehrin küçük ama sıkmayan, kendine has havasıyla hoş bir şehir merkezi var. Eski kalenin bedenleri hâlâ savaş hâlinde, hâlâ bu güzel sokakları koruyor. Turistler fotoğraf çektirmek için, biz de Portekiz’i Güney Amerika’da ilk defa duymuş olmanın heyecanıyla kale kapısından geçiyoruz.

Sanki daha önceden buraya gelmişçesine tanıdık bir şeyler var. Şehri bir solukta içimize çekiyoruz. Calle de los Suspiros gibi birçok tarihi caddede yürüyoruz.

Uruguay Avrupa kadar, belki de birçok konuda Avrupa’dan bile pahalı. Marketten alışveriş yapmak bile ekonominizi sarsabiliyor. Dışarıda yemek yemek Arjantin’den geçiş yapmış olan bizim için bir hayal. Bu yüzden burada kalmayacağız. Oldukça turistik olan güzel şehirde geçirdiğimiz birkaç saatten sonra Uruguay’ın başkenti Montevideo’ya otobüs biletimizi alıyoruz.  

Montevideo'da...

ve sadece 3 saat otobüs yolculuğundan sonra Montevideo’dayız. Otobüs kişi başı 565 Uruguay Pesosu yani 270 TL. 3 saat için çok fazla geliyor. Yine de Güney Amerika’nın en gelişmiş ve güvenli ülkelerinden Uruguay’ı kaçırmak istemedik.




Montevideo, Uruguay toplam nüfusunun yarısından fazlasını içinde barındırıyor. Güney Amerika’da daha önce hiç görmediğimiz bir özelliğe sahip burası. Sokaklardaki fakir insanlar şehre karışmış durumda ve kimseye bir zararları yok. Şehir çok sakin ve huzurlu.

Eğer kalabalık yaşama alışkınsanız ve sessizlik size göre değilse şunu söyleyebiliriz ki Uruguay size göre değil. Şehirde bizim en çok sevdiğimiz bölge; Montevideo ramblası. Rambla, 22.2 kilometrelik uzun bir sahil yolu. Burası Rio De La Plata’da rahatça nehire girebileceğiniz bir sahili de kapsıyor. Deniz gibi uçsuz görünen nehir 290 km uzunluğunda ve Atlas Okyanusu’na açılıyor.

Uruguay’dan sonraki durağımız olan Brezilya kültürünü Brezilya’ya geçmeden sokaklarda görmek mümkün. Vurmalı çalgılardan El Repinik’i çalan büyük bir grup eşlikçi dansçılarla birlikte sokakları dolduruyor. Montevideo’da pazar günü ve Uruguaylılar için olmazsa olmaz halka açık marketler göz dolduruyor. Sokakta gösterilen sanat ürünleri, organik ve geleneksel yiyecekler, antika eşyalar gibi daha birçok şeyi pazar günleri uygun fiyatlara bulabilirsiniz.

Başkent olmasına rağmen bir nefeste biten küçük bir şehir Montevideo. Hele de Buenos Aires’ten geldiyseniz bambaşka bir dünya. Yine de Buenos Aires’te gördüğümüz mimarinin benzerleri Montevideo’da bulunuyor. 18 Temmuz Bulvarı üzerinde bulunan Salvo Sarayı, Uruguaylılar için önemli bir durak olan Bağımsızlık Meydanı’na yakınlığıyla da dikkat çekiyor. Saray, Buenos Aires’te gördüğümüz Barolo Sarayı’nın bir benzeri. Meydanda en dikkat çekici yapı 19. Yüzyıldan kalma bir kale kapısı. Kapının eski şehire açılan kısmı ise bambaşka bir görsel zenginlik sunuyor. Koloni mimarisi barok ve klasik mimariyle birleşince size şehrin eski hâli hakkında ipuçları veriyor.

Montevideo Tarihi Liman Marketi gezmezseniz olmaz diyeceğimiz bir yer. Tarihin acımasız sayfalarında bulabileceğiniz bu market, zamanında eski Avrupa’dan ve Afrika’dan gelen kölelerin meyve, sebze, et sattığı bir market yeriymiş. Şimdi ise keyifle kahvaltınızı yapıp, öğle yemeği yiyebileceğiniz turistik bir merkez.

  Zabala Meydanı’na geçiyoruz. Zabala Montevideo’nun kurucu olarak ihtişamlı heykeliyle boy gösteriyor. Meydanın etrafında tarihi banka binası ve sanat müzesi yer alıyor.             Zaten oldukça pahalı bulduğumuz Montevideo’nun eski şehir bölümü daha da bir pahalı geliyor ve kendimizi şehrin diğer ucundaki otobüs terminaline atıyoruz. Sıradaki ülkemiz Brezilya. 200 milyon nüfusu olan dev Güney Amerika ülkesi Brezilya’ya Porto Alegre şehriyle giriş yapacağız.

Planımız Uruguay’ın güney sahillerini izleyerek Brezilya’ya varmaktı. Ne yazık ki 8 aydır yollarda olan zayıf ekonomimiz nedeniyle 12 saatlik otobüsle Uruguay’ı tam göremeden Brezilya’ya geçme kararı aldık.

Montevideo-Porto Alegre otobüs bileti hayatımızda ödediğimiz en pahalı otobüs bileti oluyor. Kişi başı 1.700TL bilet parası veriyoruz. Otobüs çok konforlu. Pasaportları toplayan muavin gece pasaport kontrolünden geçerken bizi uyandırmıyor ve bizim yerimize işlemleri hallediyor. Otobüste klima sürekli açık ve üşüyoruz. Ama otobüs firmasının verdiği battaniyemiz ve yastığımız var. Bunun dışında, güzel ikramlarla yüzümüzü güldürüyorlar. Akşam yemeği Uruguay tarzı Pastel de Carne. Bu geleneksel yemek patates, kıyma, peynir, soğan gibi zengin malzemelerle yapılıyor. Akşam yemeği sonrası da yine Uruguay tarzı alfajores ve atıştırmalıklarla birlikte sınırsız meşrubat. Sabah kahvaltımız da kahve, meşrubat ve alfajoresler oluyor.

Porto Alegre’ye vardık. Buz gibi otobüsten nem ve sıcaklık oranı yüksek şehire karnımız doymuş, sıcaktan baygın merhaba diyoruz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar