SÖMÜRGENİN İLK ŞEHRİ SANTOS


Bugün Sao Paulo’dan Santos’a gitme günü. Bir kez daha anlıyoruz ki biz şehirlerden uzakta olmaya alışmışız. Senelerce İstanbul’da yaşayan bir çift olarak her zaman doğanın içinde, el değmemiş küçük kasaba veya köylerin hasretindeyiz. Santos bizim için güzel bir kaçamak olacak.

Sao Paulo’ya gelmeden önceki planımız Rio’nun dillere destan güney sahilleri olan Ubatuba ve Paraty’ye gitmekti. Fazla yağışların neden olduğu sel baskınları yüzünden ölüm vakalarının (toplam 50 kişi) artması nedeniyle planımızı iptal ettik. Santos’a gitmekle ilgili bir plan yapmamıza rağmen Brezilya’nın kuzey kıyılarındaki yüksek yağış nedeniyle sel basan ilçeleri selin aldığı canlara üzülerek bir kenara bırakıyoruz ve adını çok sonradan duyduğumuz Santos ilçesine doğru yola çıkıyoruz.

2 saate yakın rahat bir otobüs yolculuğunun ardından Santos’tayız. Bir süre otobüste iizlediğimiz yol manzaralarını unutamıyoruz. Öyle ki Santos, Brezilya’nın kahve üretiminin büyük bir kısmının sağlandığı bir bölge. Geniş kahve tarlaları Santos’u kuşatmış. Ayrıca Santos limanı Güney Amerika’nın en büyük limanı olmasıyla da büyük önem taşımakta.

Santos’u Brezilya’nın ticaret merkezi dışında ünlü yapan en önemli etken Santos kıyılarının sömürü tarihinin erken izlerini taşıması. 1502’de Santos’a ayak basan Amerigo Vespucci bugünkü Brezilya’nın sömürü tarihini başlatmış.

Santos kıyılarında gezerken yüzyıllar önce bu kıyılara ulaşan Portekiz gemilerini hayal ediyoruz. Sömürü tarihini bir kez daha hatırlayarak içimiz titriyor.

Kıyıya yakın yürüyüşte dikkatinizi çeken uzun sahil bahçesi dünyanın en büyük sahil bahçesi olarak rekorlar kitabında yerini almış. Yine aynı kıyılarda okyanusun çekilmesini hayretle izleyerek kıyıya yakın adacıkların bize artık yürüme mesafesinde olduğunu fark ediyoruz ve suları yaran ayaklarımızla okyanusun için yürüyoruz. Bu adacıklardan biri Brezilya’da yaşayan Japon göçmenler için yapılmış bir heykel taşıyor. Heykeli yapan da Brezilyalı bir Japon olan sanatçı Tomie Ohtake. Heykel okyanusun sesini uzaktan dinleme imkânı sağlıyor. Brezilya Japonları denilen bu topluluk ilk olarak 1908’te Brezilya’da kahve tarlalarında çalışmaya gelmişler ve çok ağır şartlarda çalıştırılmışlar.

Santos’ta bulunan kahve müzesi de gezilmesi gereken yerler arasında bulunuyor. Bir zamanlar bu müzede kahve fiyatları müzakere edilirmiş. Müzede birbirinden ilginç bilgiler bulabilirsiniz ve içeri giriş sadece 10 Brezilya reali yani 40 TL.

Bu küçük yerde başka bir sürpriz de Brezilya futbolunun en önemli isimlerinden Pepe, Gilmar ve Neymar’ın Santos futbolcuları olması. Şehir merkezinde onların izlerinin bulunduğu kafelerde soluklanıp kahve içerken Santoslularla futboldan konuşmak güzel bir aktivite.

Santos küçük bir yerleşim yeri olsa da burada kaybolmamak için izleyebileceğiniz bir yöntem var. Santos’ta 7 kanal bulunuyor ve birine yol tarif ederken kaçıncı kanalın orada olduğunuzu söyleyerek kolaylıkla iz bulabilirsiniz.

Santos turumuzun sonuna geldik. Dört gün burada dinlendikten sonra Sao Paulo’ya dönüş için otobüs terminaline geçiyoruz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar