IPOH: MALEZYA’DA BİR ÇİN ŞEHRİ
Başkent
Kuala Lumpur yüksek binaları ve kalabalık trafiğiyle bizi küçük yerlere,
sakinliğe, doğaya kaçmaya itiyor. Sıradaki rotamız olan Ipoh'a gitmek için yola
koyuluyoruz. Ipoh'a gitmek için yol üstünde durulması gereken bir durak olmasa
da Seri Iskandar'a gidiyoruz. Burada da bir arkadaşımız var. Önce onu ziyaret
ediyoruz ve gezilecek pek bir yeri olmayan yerleşim yeri Seri Iskandar'dan arkadaşımızın
arabasıyla Ipoh'a geçiyoruz. Ipoh'a arabayla 40 dakikada varıyoruz.
Ipoh şehir merkezi birkaç saatte
bitecek kadar küçük ama keyifli. Ipoh'un lezzetli yemekleri ve ünlü beyaz
kahvesiyle tura başlıyoruz. Nasi Lama Ipoh'ta çok tutuluyormuş. Bize birer Nasi
Lama! Nasi Lama baharatlı pirincin üzerine farklı lezzetlerle sunuluyor. Pilav
ile birimiz balık diğerimiz körü soslu tavuk tercih ediyoruz. Karnımız doydu.
Fiyatlar inanamayacağınız kadar uygun. Nasi Lama'nın tabağı 7 Ringgit yani 42
TL.
Haydi doğru Concubine Lane'e!
Eskiden zengin madencilerin uğrak yeri olan Concubine Lane'de hayat kadınları,
kumar oynanan yerler bulunuyormuş. Şimdi ise turistler için bulunmaz büyük bir
market. Concubine Lane'de daha önce Malezya'nın Malacca şehrinde tattığımız
yeşil ve kırmızı fasulyeli tatlı-tuzlu Malezya kurabiyelerinden alıyoruz. 1
paketi içinden 5 tane çıkıyor, çok uygun bir marketten 3.5 Ringgite alıyoruz.
Eğer turistik marketlere girerseniz bu kurabiyelerin sadece 1 tanesi 3.5
Ringgit. Ipoh'a özgü olan ama tüm Malezya'da bulabileceğiniz beyaz kahveyi bir
de burada deniyoruz. Aman dikkat! Çay ve kahve seçeneklerinizde şekersiz diye belirtmezseniz
Malezyalıların ağız tadı size çok şekerli gelebilir.
Ipoh tarihi tren istasyonu ve
İngiliz sömürge zamanının mimarisini gördükten sonra biraz dinleniyoruz ve
ertesi gün Ipoh'ta görülmesi gerekenler arasında bizim için en değerlileri olan
kireç taşı mağaralarının içinde bulunan Budist tapınaklarını geziyoruz. Bu
mağaralar arasında bizim en beğendiğimiz Kek Long Tong oldu. Kek Long Büyük
Mutluluk demek. 1920'li yıllardan beri tapınak olarak kullanılıyor. 1960'lı
yıllarda madencilik Malezya'da hız kazanınca mağarada kazı çalışmaları
başlamış. Madencilik durdurulunca ise mağara tekrar ibadethane görevine devam
etmiş. Mağaranın girişinde sizi Guan Yin heykeli (Merhamet Tanrıçası)
karşılıyor. Yanında hemen hemen tüm Budist tapınaklarında olduğu gibi içi balık
dolu küçük bir havuz var. Masa başında oyun oynayan heykeller de herkesin
fotoğraf çektireceği bir köşe görevini görüyor. Mağaranın içine girdiğinizde çatı
ve üst duvarlarda doğal sarkıt oluşumlar gözlenirken mağara tabanı döşenmiş ve
mermer ile kaplanmış. Mağara önündeki küçük gölü güzel bir bahçe ile tamamlayan görsel şölen keşiş
heykeller ile süslenmiş. Küçük bir kayık turuna da çıkabileceğiniz bahçe
maymunlara ev sahipliği yapıyor. Çok yaklaşmamanızı tavsiye ediyoruz.
Özellikle
yiyecek ve içecek verirken maymunlar sizi tırmalayabiliyor ve Hepatit gibi
maymunları etkilemeyen ama insanlarda ölümcül olabilecek hastalıklar
geçebiliyor. Yiyecek vermek istiyorsanız maymunun önüne bırakıp oracıktan
uzaklaşmanızda fayda var. Biz diğer mağaralara gitmeyi tercih etmiyoruz.
Araştırmalarımıza göre bizim için en güzel olacak mağarayı seçtik. Ama siz
gitmek isterseniz Sam Poh Tong, Ling Sen Tong da gidilecek mağaralar arasında.
Ipoh'tan arkadaşlarımızla bir
günlüğüne çay ve çilek bölgesi Cameron Highlands'i ziyaret ediyoruz. Cameron
çayları tüm dünyaya yayılmış. Özellikle İngiltere'de satılan Cameron çaylarının
markası BOH Çay Bahçesi'ni ziyaret ediyoruz. Cameron çiçek bahçeleri ve meyve,
sebze seralarıyla da tüm Malezya'ya ürün gönderen küçük bir bölge. Burada kuru
çilek tadabilir. Çilek sosuyla hazırlanan yemeklerden tadabilirsiniz.
Ipoh turumuz burada bitiyor. Şimdi
sırada Penang var. Otobüsle 3 saatte Butterworth bölgesine varıyoruz.
Butterworth'de güzel birkaç Budist tapınağı dışında gezilecek bir yer yok. Ama
bizi misafir edecek arkadaşımız burada oturuyor. O yüzden bugün burada dinlenip
yarın vapurla Georgetown'a geçeceğiz.
Yorumlar
Yorum Gönder