BİR BÜYÜK SEHİR KLASİĞİ Mİ? HAYIR BURASI BANGKOK!!!


 

Bangkok’a geldik. Nehir kenarında bir hostele yerleşiyoruz. Manzarayı izlemek çok keyifli. Ama iyi ki dışarı çıkmamışız dedirten sağanak yağmur başlıyor. Nehir turu yapanlara yazık oldu. Eylül ayındayız. Eğer Tayland’a turistik sezonda gelmek istemiyorsanız yağmurlarına da katlanmanız gerekecek. Ertesi gün bulunduğumuz bölge olan Khao San Yolu’nu gezmek için yola çıkıyoruz. Ama tabi planladığımız gibi bir tek Khao San Yolu’nu gezmiyoruz. Önümüze çıkan ne varsa silip süpürmeye hazır dinlenmiş gezginleriz.

Bangkok'ta ilk dikkatimizi çeken herkesin elinde üst model telefonlar olması. Hemen bir telefon mağazasına girip fiyatlara bakıyoruz. Gerçekten burada iyi telefon almak o kadar da zor değil! Bangkok telefon almak için Singapur'dan bile daha uyguna geliyor! IPhone 15 fiyatları Türkiye'dekinin yarısı! 

Khao San Yolu sırt çantalı genç gezginlerin dünyanın dört bir yanında akın ettiği bir yol. Sayısız hostele ev sahipliği yapan yol, eskiden Bangkok’ta pirinç ticaretinin yapıldığı en önemli merkezmiş. Ne yazık ki pirinç ticareti 2.Dünya Savaşı’ndan sonra eskisi kadar rağbet görmemiş. Zamanla bölgede daha kârlı sayılacak eğlence merkezleri ve ilgi çekici Thai tarzı kostümler satılmaya başlanmış. Büyüyen Hippi akımının Khao San Yolu’na uğramasıyla yerel Pazar kültürü neredeyse tamamen yok olmuş. Artık sırt çantalı gezginlerin uğrak mekanı olan Khao San Road sezonda günde 40-50.000 turiste ev sahipliği yapmakta.



Khao San Road’u gezdikten sonra kendimizi tapınaklara veriyoruz. Bangkok’ta çoğu önemli tapınağın toplu bulunduğu en güzel yer Büyük Saray, Kraliyet Sarayı Kompleksi. Güzeller güzeli Wat Phra Kaew tapınağı da Büyük Saray içinde yer alıyor. Zümrüt Buda’yı da Büyük Saray içinde görebilirsiniz. Büyük Saray’a giriş 500 THB. Dikkat etmeniz gereken en önemli unsur pantolon ve uzun kollu giymeniz. Aksi takdirde içeri giremiyorsunuz ve girmek isterseniz de dışarıda tapınaklara giriş için satılan giysilerden almak zorundasınız.

Wat Arun da kesinlikle gidilmesi gereken tapınaklardan listemize giriyor. Büyük Saray’in karşısında diyebileceğimiz rahat bir konuma sahip. Ancak Büyük Saray sizi bir günde epey yoracaktır. Tavsiyemiz tapınakları günlere bölüştürmeniz ve Tayland’ın diğer güzelliklerinden de yararlanmanız.

Loha Prasat yolumuzun üstü olduğu için içeri giriyoruz. Bugün Pazar ve tapınak bize ücretsiz yemek ve tatlı ikram ediyor. Loha Prasat da oldukça etkileyici, iç içe geçmiş tapınakların oluşturduğu bir alanda. Kulenin en tepesine tırmanıp oymaların işlenişini izleyebilirsiniz.

Haritada Wat Mahathat’ı işaretlediğinizde Büyük Saray’dan kolaylıkla bulabileceğiniz bir başka tapınak keşfine devam ediyoruz. Budizm ve özellikle meditasyon için önemli bir yer tutan tapınaktan sonra Bangkok gezimize farklı bir gözle devam etmek istiyoruz. Ayyuthaya gezimize kadar tapınak gezmemeye karar verdik.

İki günümüzü kalabalık bölge olan ve gece hayatıyla tanınan Sukhumvit Bölgesi’nde geçiriyoruz. Sukhumvit’in geçmişi Khao San Yolu’na oldukça benziyor. Burası da bir zamanların pirinç ticaretinin yapıldığı bir merkez. Ama Sukhumvit Khao San’dan farklı olarak Dünya’nın en uzun bulvarı. Sukhumvit’i boylu boyunca yürümeye çalışıyoruz. Saatler alıyor. Yorgunluktan harap düşüyoruz. Sukhumvit üzerinde bulunan Soi Cowboy’a girmek için akşam saatlerini bekliyoruz. 19:30’dan sonra hareketleneceğini söylediklerinde akşama kadar Benchakitti ve Lumphini Parkları’nı gezmeye gidiyoruz. Benchakitti Parkı etrafında koşu ve bisiklet aktiviteleri yapılabilecek yapay bir göl etrafına düzenlenmiş. Şehrin gürültüsünden kaçmak isteyenler için güzel bir mola yeri. Lumphini Park Bangkok'un en yeşil ve en büyük parkı. Bir de tabi bölgeyi keşfetme merakımız var. Mesela burada da Arap sokağı olduğunu bulmamız fazla uzun sürmüyoruz. Çeşitli ülkelerin Arap yemekleri, eşyalar ve burada yaşayan veya ziyarete gelen Arapları ilgilendiren her şey burada mevcut.



Soi Cowboy saati geldi. Buraya adını veren Amerikalı emekli bir askerin başından düşmeyen kovboy şapkası olmuş. Tayland’ta bizi üzen kadın ticareti burada ününe ün katarak devam ediyor. Taylandlı genç kızlara bira ısmarlayarak sohbet edilen barlarda çoğunlukla Avrupalı orta yaşı veya emekli turistler var.

Bangkok’ta bir hafta bize yetti. Şehrin büyüleyici bir yanı olmadığını söyleyemeyiz. Doğa ve şehrin iç içe yaşayabildiği bölgeleri, parklarıyla barlarıyla sokak lezzetleriyle Bangkok! Her sokakta başınızı döndüren farklı tatlar ve burnunuza sızan yepyeni kokular, Arabalardan çok motorsikletlerin şehre hakim olduğu bir trafik… Geçiş üstünlüğünün yayalara değil de motorsikletlere verildiği bir trafik demeli! Diğer yandan her büyük şehir gibi bir telaş ve bitmeyen bir gürültü sizi içine çekmek istiyor. Buradan da küçük şehir, kasaba, köy özlemimize dönerek uzaklaşıyoruz.

Biletimiz 1300’lü yılların en görkemli krallığı gizemli Ayutthaya’ya!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar