YİNE YOLCULUK YENİ KAMBOÇYA-YAŞAYAN BİR EFSANE ANGKOR WAT
Trat’tan direk Kamboçya sıınırına otobüs olmadığı için önce Chantaburi’ye geçiyoruz. Kişi başı 60 THB’ye Chantaburi’deyiz. Ne yazık ki Tayland’da ulaşım çok zor. Otobüsler saatinde gelmiyor. Bazen hiç gelmiyor. Chantaburi’den Sa Kaeo kasabasına geçiyoruz. Burada yaklaşık 3.5 saat otobüsün gelmesini bekliyoruz. Sınır akşam 22:00’de kapanıyor ve saat çoktan 19:30 oldu bile derken sonunda otobüs geliyor. Sa Kaeo’dan Tayland-Kamboçya sınırı Poipet’e varıyoruz.
Kamboçya kapı vizesi 30 USD. Yanınızda THB
varsa sizden daha çok alıyorlar. Kur farklılığı derken bizden kişi başı 35 THB
gibi bir ücret aldılar. Vize parasını dolar olarak yanınızda getirmenizde fayda
var. Biz Trat’ta dolar veren bir banka bulamadık. Olsun. 10 saatlik otobüs
yolculuğu sonunda geldik. Sonrası kolay. Elinize verdikleri avuç içi kadar
formu dolduruyorsunuz ve Kamboçya’dasınız.
Poipet’ten Siem Reap’a 3.5 saat yolumuz
kaldı. Akşam karanlık olduğu için bir de Kamboçya’da İngilizce bilen insanların
az olduğu için otobüs duraklarını bulmak epey zaman alıyor. Otobüs durağını haritada
göstermesine rağmen, otobüsü bulmak çok zor. Duraklar sürekli değişiyor. Neyse
ki sonunda yerli biri bize yardım ediyor. Yoksa bizi izleyen Tuktuk amca
geldiğimizden beri peşimizdeydi. Dolar taşıdığımızı düşünerek bizi Tuktuk’una
almaya çalıştı. Bir saat kadar arabasıyla peşimizde dolaştı.
Neyse ki sonunda yardımcı olan bir Kamboçyalı
çıkıyor ve otobüsü buluyoruz. Otobüsler çok konforlu. Perdeli ve yatak
şeklinde. Size temiz çarşaf ve yastık çıkarıyorlar. Yolunuz 1 saat de olsa 5
saat de olsa otobüs fiyatları değişmiyor. Kişi başı 10 USD vererek 3.5 saatte
Siem Reap’a ulaşıyoruz. Burada da tuktuk macerası sürüyor. Kamboçya’da tuktuk
fiyatları konusunda dikkatli olmalısınız. Herkes ayrı fiyat söylüyor. Birkaç
tuktuk şoförüyle konuştuktan sonra fiyatı en uygun olana biniyoruz.
Siem Reap’ta ilk durağımız Pub Caddesi oluyor. Pub Caddesi Siem Reap şehir merkezinin kalbi. Sadece 1 USD’ye yemek, içecek, giysi bulabileceğiniz bir yer. Siem Reap nehri etrafında yürüyüş yappıyoruz. Nehirin bir tarafında olan gece marketi el işi işleriyle dolu.
Siem Reap'ta ilk işimiz internet almak oluyor. Şu ana kadar internet almadan dolaşıyorduk. Artık daha rahat gezmek için çok uygun fiyata, -1.5 USD 15 GB ve sim card 1.5 USD- toplamda 3 USD vererek Kamboçya simcard ve internet sahibi oluyoruz.
Khmer Krallığı'nın başkenti gösterişli Angkor Wat bizim için bir hayal olmaktan çıktı. Yanı başımızda duran bu gizemli antik kent 1115 yılından beri ayakta. Tom Raider'ın da çekimlerinin yapıldığı Angkor Wat'a ilgi büyük. Ama daha fazla ilgiyi hak ettiğini düşünüyoruz.
Eski bir Hindu tapınağı olan bu kent Budist tapınağı olarak değişiyor. Hinduizm'de Tanrıların yaşadığı yer olan kutsal Meru Dağı'nı simgeleyen kubbeleriyle dikkat çekiyor.
Siem Reap!a asıl geliş amacımız Dünyanın en
büyük ibadet binasının olduğu Angkor Wat’a gitmekti. Biz de elimizi çabuk tutup
ertesi sabah 04:30’da Angkor Wat’a güneş doğuşu ve tam gün tur için tuktukla
anlaşıyoruz. Kişi başı 10 USD’ye bu turu yapacağız. Turun içinde rehberlik yok.
Rehber almak isterseniz ayrı fiyat ödemeniz lazım. Angkor Wat 1 gün bilet
fiyatı kişi başı 37 USD. Tuktuk sizi bilet ofisine götürüyor. Ama eğer internetten
bilet almak isterseniz aynı fiyata kredi kartıyla alabilirsiniz. Tüm
tapınakları bu fiyata gezebiliyorsunuz. Yanınıza bol su almanızı öneriyoruz ve
önceden şehir merkezinden yiyecek almanız faydalı olacaktır. Çantanız dolu
olmalı ki yaklaşık 10-11 saat süren uzun bir tura çıkacaksınız. Tabi bir de Angkor
Wat etrafında yemek fiyatları 3-4 katına satılıyor.
Angkor Wat turu yapacaklar için tavsiyemiz
böcek ilaçları, güneşten korunmak için geniş bir şemsiye, yelpaze, şapka ve
spor ayakkabı. Bol sıvı tüketmeyi unutmayalım.
Siem Reap'ta köy hayatını deneyimlemek için pirinç tarlalarının olduğu bölgeye gidiyoruz. İki gece köy evinde kalıyoruz. Chreav Market etrafında iki gün bizi Couchsurfing misafir edecek. Kamboçya Kasım ayında çok sıcak ve bol yağışlı. Nem gözlerinizi açtırmıyor. Köy hayatı bizim gibi şehirde yaşamaya alışmış insanlar için çok zor. Ama bir o kadar da huzur dolu ve sakin.
Köylüler geçimlerini sağlamak için nehirden her türlü hayvanı avlıyorlar. Bunun için akşam saatlerini tercih ediyorlar. Kamboçya'da aç kalmamızın nedeni Kamboçya halkının fakirlikten her şeyi yiyebilecek olması ve bizim yiyemememiz. Akşamları nehire çıplak ayak giren çocuklar, anne babalar bir kovaya kurbağa ve balık topluyor. Karides, yengeç, midye ne bulabilirlerse onlar için besin kaynağı. Kamboçyalılar salyangozu da çok tüketiyor. Bir de en ilginci yılan yiyiyorlar. Ellerinde mızrak gibi ucu sivri bir aleti keskin gözlerle ava saplıyorlar. Başlarına taktıkları fenerlerle sülfür kokan nehirlerde gece çalışan insanları kırsalda görebilirsiniz. Kamboçya çok yakın zamanda yaşadığı soykırımın izlerini hâlâ taşıyor. Gülümseyen halk yüzünde kederli bir ifade taşıyor gibi geldi bize. Onca acıdan ve kandan sonra hayatta kalmak zor. 3 milyon insanı kaybetmiş bu halk. Sokaklarda kime sorsanız ya anne babası ya akrabaları öldürülmüş. İç savaş bir hastalık gibi kemirmiş bu güzel ülkeyi.
Khmerce öğrenmek istiyoruz. 611 yılından beri yaşayan bu antik dil 35i sessiz olmak üzere 74 harfe sahip. Birkaç kelime söylememiz bile kolay olmuyor.
Siem Reap sıcacık insanlarıyla, uygun
fiyatlarıyla bizim için dinlendirici oldu. Şimdi tekrar yolculuk başlıyor.
Angkor Wat tek kelimeyle büyüleyici. Biz
yorulduk. Şimdi başkente gitmek zamanı. Darısı Phnom Penh’in başına!
Yorumlar
Yorum Gönder