LAOS’UN
EN GÖZDESİ: LUANG PRABANG
Şansımız
yaver gitti. Günlüğü sadece 7.5 USD’ye çift kişilik bir oda bulabildik. Luang
Prabang’ın en ucuz hostelinde kalıyoruz. Burada fiyatlar 25 USD’den başlıyor.
12 kişilik yatakhanelerde kalmak için verdiğiniz fiyat kişi başı 25 USD. Eğer
her yere sorarsanız belki uygun fiyata bir oda bulabilirsiniz. Ama kasabanın
merkezinden bir hayli uzakta aramanız lazım.
Luang
Prabang’ı bu kadar turistik yapan hem kasabanın ve çevresinin güzelliği hem de
kasabanın tarihi önemi. İlk günden gezimize başlıyoruz. Yüzyıllar boyunca Luang
Prabang Chang Mai veya Chang Rai’ye giden veya oradan gelen keşişler için
Mekong Nehri üzerinden geçtikleri bir merkezi nokta olmuş. Bu küçük kasabada
çok fazla tapınak bulunuyor. Sai Bat (Sabah Sadakası) her sabah şafak sökmeden
yapılıyor. Sabah 6’da kasaba merkezinde Ulusal Müze ile Phousi Dağı’na giden
yolda ana caddede bir tapınağın önünde bekleyin. Eğer bu ritüele katılmak
isterseniz yapışkan pirinç alıp keşişlerin gelmesini beklemelisiniz.
Kıyafetiniz omuz ve bacaklar kapalı olmalı. Keşişler sırayla sepetlerine
yapışan pirinçleri atıyorlar. Yaklaşık 1 saat kadar süren ritüel yerel halkın
eski bir geleneği. Biz de sabah 6’da kameralarla hazır bekliyoruz. Ama
olabildiğince sessiz ve kimseyi rahatsız etmemeye özen göstererek sıradayız.
Keşişler Luang Prabang’a akın eden turistlere fotoğraf malzemesi olmaktan
şikayetçiler. Haksız da sayılmazlar.
Sabah
sadakasının ardından kalabalık hâlinde sabah marketine gidiyoruz. Burası
Laos’un en büyük kasabası olduğu için çevre köylerden de satıcılar ürünlerini
satmak için buraya geliyor. Kraliyet
sarayı yakınında ve 05:00-11:00 arası açık. Pazarda canlı hamam böcekleri,
sıçanlar, kurutulmuş kurbağalar görebilirsiniz. Önceden uyaralım. Bunun yanında
Laos yemekleri, taze meyve suları da mevcut.
Gün
içinde Luang Prabang’ın Fransız döneminden kalma mimarisi ve Budist tapınakları
arasında yürüyoruz. Burası Laos’un en büyük kasabası. Hiç şüphesiz Güneydoğu
Asya’nın da en güzel kasabalarından biri. Mekong Nehri etrafında yürüyüş
yapıyoruz. Nehre doğru kurulmuş kafelerden birinde Laos kahvesi içiyoruz. Nehir
görüntüsü ne yazık ki kafe ve restoranlarla kapatılmış. Phousi Dağı’na
tırmanıyoruz (Kraliyet Sarayı’nın önünde). Giriş kişi başı 20.000 Kip. Kraliyet
Sarayı’nı ziyaret ediyoruz. Sabah erken saatler ve akşamüstü 17:00 kapanma
saatine yakın giriş ücretsiz. Burada eski Laos Kralı Sisavang Vong’un heykeli
bulunuyor. Ailesiyle yaşadığı eski saray da burası. Luang Prabang’ın ana
caddesine de ismini vermiş. Kendisi eşi ve 50 çocuğu olan bir kral. Fransızlara
yakınlığıyla bilinen kral tahta çıktıktan kısa bir süre sonra tahttan indiriliyor.
Ertesi
gün yine erkenden kalkıp motor kiralıyoruz. Hedefimiz viski köyü ve ardından
Luang Si Şelaleleri. Ne yazık ki ikisi birbirine ters yönde. Ama sabah erken
çıktığımız için sorun yok. Motoru 150.000 Kipe kiralıyoruz. Viski Köyü küçücük
bir köy. Pirinç viskisi, pirinç şarabı ve pirinç likörü satan köylüler bu işte
usta. Siyah ve beyaz yapışkan pirinçten yapılan viskileri denemenizi öneririz.
Biz ikisinden de birer tane alıyoruz. Şişesini 50.000 Kipe satıyorlar. % 55’ye
varan alkol oranıyla bu kadar güzel bir tadı yakalamak büyük başarı. Köylüler
kendi viski damıtma düzeneğini kurmuş. Laos pirinç viskisi konusunda Dünyaca
ünlü hâle gelmiş. Aynı zamanda köyde sıkça ipek ve pamuklu kumaştan sokuma
şallar göreceksiniz. Köylü kadınların bambu el işi makinelerle ve çıplak ayakla
nasıl ince ince kumaşları dokuduğunu ve sadece 1.5-2 dolara giden bu canım kumaşları
görünce insan hepsini satın almak istiyor. Köyün Mekong Nehri’ne bakan kısmında
tur tekneleri kalkıyor. Sakin bir köşe bulabilirseniz manzaranın tadını
çıkarın.
Motora
atlayıp tekrar kasabanın merkezine dönüyoruz. Öğle yemeğimizi yiyip Kuang Si
şelalesine gidiyoruz. Şelalede motor park yerine 5.000 Kip ve girişe kişi başı
25.000 Kip veriyoruz. Sizi tepeden şelaleye kadar çıkaracak elektrikli araba
servisi de ücretin içinde. Fiyat gayet uygun. Şelaleye vardığımızda turkuaz
suların rengine ayılıp bayılıyoruz. Ana şelaleden aşağıda küçük havuzlar var.
Burada da suya girebilirsiniz. Maalesef çok kalabalık bir sezona denk geldik.
Su buz gibi ve 35 derecenin altında kavrulan bedenlerimize çok iyi geliyor. Tüm
gün serin tuttuğunu söyleyebiliriz. Elektrikli arabalara dönüş yolunda, çok
değil şelaleden sadece 5dk yürüme mesafesinde ayı kurtarma merkezini görüyoruz.
Ücretsiz olarak ayıları görebilirsiniz. Bize göre, birkaç ayının birlikte
olması için küçük bir alan. Ama nesli tükenmekte olan ayıları korumak da tabi
övgüye değer bir iş. Yaban hayatı kurtarmaya katkıda bulunmak istiyorsanız
bağış yapabilir veya ayı tişörtlerinden satın alabilirsiniz.
Yeterince
yorulduk. Ama gezmeye devam. Kasabaya dönünce gece pazarını geziyoruz. Gece
pazarının sonunda köşedeki büyük alanda kurulan gece yemek marketinde soluğu
alıp hostelimize dönüyoruz.
Ertesi
sabah Phonsavan’a geçeceğiz. Önce otostop çekmeyi deniyoruz ama pek kolay olmuyor. Kimse durmadığı için gerisin geri otobüs garına gidiyoruz. Phonsavan'a geçmek isteme nedenimiz Vietnam'a yakınlığı, Vietnam'a döneceğiz ve Kavanoz Ovası ile Dünya Tarihi Mirasları’na geçmiş bir şehir olması. Phonsavan’a ne yazık ki tek otobüs var. Sabah 07:30’da Güney otobüs garından başlayan
yolculuğumuz kişi başı 200.000 Kip tutuyor. Bileti bir gün almanızda fayda var.
Öyle ya, biz son anda yer bulamadık ve kaldığımız hostele dönüp bir gün daha bu güzel kasabada kaldık.
Yorumlar
Yorum Gönder