VİETNAM’IN
YEŞİL ÇÖLÜ: VİNH
Laos,
Phonsavan’dan Vinh’e kara yolu ile Nam Khan sınır kapısı üzerinden geçiyoruz. Harita
üzerinde mesafe 5.5 saat görünüyor. Ama otobüsle dur kalk molalar, pasaport
işlemleri, bozuk yollar derken 10.5 saatte Vietnam’a varıyoruz.
Vinh
şehrine vardığımızda kendimizi bir hostele atıyoruz. Maalesef Vinh çok turistik
bir bölge olmadığı için çok fazla konaklama imkanı yok ve kalacak yerler çok
iyi değil. Vinh şehir merkezi bomboş. Sanki hayalet şehirdeyiz! Dükkanların
çoğu kapalı. 1 gece şehir merkezinde kaldıktan sonra sabaha çıkışımızı
yapıyoruz. Vietnam Demokratik Cumhuriyeti’nin ilk başkanı Ho Chi Minh’in
memleketi olan Vinh şehrini görmek istemiştik. Ama şehir merkezi pek de iç
açıcı değil. Ho Chi Minh Meydanı’nı gezdikten sonra belki Vinh şehir
merkezinden daha güzel bir bölgeye gideriz umuduyla Cua Lo sahili etrafında birkaç
gün kalıyoruz. Otostopla yola çıktık. Vinh şehir merkezinden Cua Lo’ya gitmek
arabayla yarım saat. Otobüsler de kalkıyor ama çok sık geçmiyor. Sokaklar
bomboş. Çok sonra anlatılana göre, Vinh’e Vietnamlılar için çok önemli olan bir
günde, dolunay zamanı ayak bastığımızı ve bu yüzden her yerin bomboş olduğunu
anlıyoruz. Ay takvimine bağlı kalan Vietnamlılar için özellikle yılın ilk
dolunay zamanı ailelerle birlikte olunan çok önemli bir zaman. Kış olmasının da
Cua Lo bölgesinin boş olmasında etkisi büyük. Deniz kenarında birkaç dakika
yürüyüş bile burnunuzun soğuktan kıpkırmızı olması için yeter.
Dolunay
festivali Vietnam kültüründe önemli bir yere sahip. Budist kutsal yazılarına
göre, ay takviminin ilk günü ve ilk dolunay günü Buda’nın günleridir. Bu günde
pagodalar süslenir, insanlar iyilik ve huzur için dua etmeye gelirler.
Cua
Lo plajı etrafında da hayatın durduğunu görünce sadece bir gece burada
konaklayıp Couchsurfing uygulamasından tanıştığımız arkadaşımızın evine
geçiyoruz.
Birkaç
gün kalacağımız bölge Vinh turistlerinin sıklıkla geldiği Nghe An’ın Thanh
Chuong Çay Tepesi’nin sadece 3-4 km uzağında. Bu defa çok sanslıyız. Bir köy
evinde Vietnam köy hayatını deneyimliyoruz. Kaldığımız köyün adı Thanh An. Çay
Adası (Dao Che) denilen bu bölgeye vardığınızda kişi başı 1.5 USD vererek toplu
taşıma yapan teknelere biniyorsunuz. Tekne çay adacıklarının etrafında gezerek
sizi çay tepesine ulaştırıyor. Gözleriniz uzun süre yeşil dışında bir renk
göremeyecek! Burası sanki yeşil bir çöl! Bizimle gelen Vietnamlı arkadaşlarımızın
bölgenin yerel insanları olması nedeniyle bize özel ücretsiz çay tadımı
yapıyoruz. Buraya özgü yeşil çaydan ben çimen tadı alıyorum. Pek damak tadıma
uyduğunu söyleyemem. Gökhan Thanh Chuong yeşil çayının çok beğeniyor.
Eve döndüğümüzde Vietnam’da yaygın olan ev okullarının dersine
giriyorum. Vietnamlılar İngilizce öğrenmek için çok çaba sarf ediyorlar.
Vietnam’da İngilizce öğretmenlerinin maaşları çok iyi olduğu için diye
düşünüyoruz. Güneydoğu Asya ülkelerinde yaşayan yabancı ve yerli insanların
hayat standartlarını üzülerek gözlemlediğimiz eşit olmayan gelir dağılımı
Vietnam’da da aynı seyrediyor. Vietnam’da yaşayan yabancılar ve yerliler aynı
meslek gurubunda bile olsa, hiçbir zaman değişmeyen tek şey: Aralarında uçurumlar
bulunan maaşları. Eğer ana diliniz İngilizce ise Vietnam’da fazlasıyla konforlu
bir hayat yaşayabilirsiniz.
Vietnam’ın
kuzeyine kış zamanı, şubat ayında gelmek gibi bir cesaret gösterdik. Hava 14
derece, bol yağışlı. Nem oranı yüksek. Öyle ki, yıkadığımız çamaşırlar bile
günlerce kurumuyor. Burada üşüten de bu nem olsa gerek diyoruz. Güneşe
günlerdir rastlamadık. Soğuk yüzünden Pu Mat ulusal parkı, Vietnam bağımsızlık
hareketinin önderi Ho Chi Minh’in evi, Nghe An Kalesi, Quyet Dağı
aktivitelerini başka zamana bırakıyoruz.
Sıradaki
durağımız 30.000 yıl önce yaşamış insan kalıntılarına rastlanan tarihi şehir
Ninh Binh! Masallardan fırlayan Ninh Binh dağları ve doğasını keşfetmek için
otobüs biletimizi alıyoruz. Kişi başı 250.000 Dong vererek yataklı otobüste 8.5
saat sonra Ninh Binh şehrindeyiz!
Yorumlar
Yorum Gönder