HIROSHIMA VE 6 AĞUSTOS 1945

Hiroshima bizim için kitaplardan okuduğumuz, filmlerden izlediğimiz, inanması güç tarihi keşke yaşanmasaydı dediğimiz bir şehir. Değişimini ve gelişimini hep merak ettiğimiz bir şehir Hiroshima. Hâl böyle olunca ilk gün çantaları bıraktığımız gibi Hiroshima Barış Parkı’na, 6 Ağustos 1945’in sabahına gidiyoruz.

Atom bombası kulesi sanki trajedinin yaşandığı sabahtan kalma. Pek çok insan bu kulenin yıkılması gerektiğini, kötü anıları canlandırdığını söylemiş. Pek çok insan da kulenin insanlığa bir ders niteliğinde burada kalması gerektiğini söylemiş. Dünyada saldırı amacıyla kullanılan ilk atom bombası, “Little Boy” atıldıktan sonra 2 kilometrelik bir yarıçap içindeki neredeyse her şey yok olmuş. Savaştan sonra şehri yeniden inşaa etmek için büyük çabalar gösterilmiş.

ve o yıkıntı şehir küllerinden yeniden doğmuş.


Hiroshima’da ölen çocuklar için origami yapmak bir gelenek. Çocuk Barış Anıtı  10 milyon parlak renkli turna ile dolu. Bu gelenek Sadako Sasaki ile başlamış. Atom bombalarından etkilenen iki yaşındaki Sasaki ciddi bir radyasona maruz kalır ve umutla bir dilek diler: Hayatta kalma dileği. Origamiden turnalar yaparak dileğinin gerçekleşeceğine inanır. Binin üzerinde turna origami yapar. Ne yazık ki sadece 10 yıl daha yaşayabilen Sasaki 12 yaşında lösemiden ölür. Sadako Sasaki’nin ölümünden sonra origami sanatı barış dileği olarak dünyaya yayılır.

Bu hüzünlü hikayeden sonra Hiroshima kalesine doğru yönelip savaşın bizi üzen izlerinden uzaklaşıyoruz. Şehri çevreleyen doğa ve şehirden biraz uzaklaştığınızda sizi saran yeşil sanki geçmişte yaşanılan acılar hiç yokmuş gibi hissettiriyor.

Hiroshima Kalesi 1589’da inşaa edilmiş ve 1945 atom bombası ile yok edilmiş. Aslına sadık kalarak tekrar inşaa edilen kale, Japon kaleleri hakkında sizibilgilendiriyor.

Hiroshima’ya asıl geliş nedenimiz olan geleneksel Kagura dansını yerinde izlemeye gidiyoruz. Kagura köyüne dorğu yola çıkıyoruz. Hiroshima merkezden 1 buçuk saat kadar uzakta bulunan köy, Hiroshima’nın geleneksel sahne sanatını bugünlere kadar taşımış. Kagura Monzen Toji Köyü Kagura dansı yanında sizi doğasıyla da büyüleyecek.

            Dans için 20kg kadar ağırlıkta olan kostümleri giyen dansçılar bir Şinto ritüeli olan Kagura tören dansını günümüzde aslına uygun olarak sergiliyorlar. Tanrıların (kami) varlığını belirten Kagura, bir trans sürecini işliyor. Kadın şamanın önemli bir rol oynadığı dans bin yıldan uzun bir süredir sergilenmekte. Güneş tanrıçası Amaterasu’yu konu alan halk masalları sıklıkla Kagura’ya ilham olur. İmparatorluk ve halk kagurası olarak ikiye ayrılan dans, günümüzde artık her kesimden inanın izleyebileceği bir performans hâline gelmiş.

            Gelelim Hiroshima lezzetlerine.. Hiroshima’ya gelip de denemeden gitmeyin diyeceğimiz bir yemek: leziz Okonomiyaki! Hiroshima ve Osaka tarzı olarak iki farklı şekilde sergilenen Okonomiyaki bir Japon krep çeşidi. Hiroshima tarzı Okonomiyaki malzemeleri katmanlar hâlinde diziyor. Kızarmış yumurta ve udon eriştelerini üst malzeme olarak kullanıyor. 1950’lerde ülkenin fakir zamanlarından kalma bir yemek çeşidi. Çünkü az miktarda un ve sebze bu yemek için fazlasıyla yeter bile! Yıllar içinde evrimleşen bu tat şu anda Hiroshima’nın 2000’den fazla restoranının ana menüsü! Tatlı ekşi bir tada sahip okonomi sosu, Japon kewpie mayonezi ve aonori yanş kurutulmuş yeşil deniz yosunu bu Japon tadının üç ana malzemesi!

            Sıradaki şehrimiz Okayama. Okoyama'ya varmadan küçük bir sahil şehri olan Onomichi'ye kadar otostop çekeceğiz. Onomichi'den de Japonya’nın oldukça pahalı ve bir o kadar da rahat hızlı trenleriyle Okayama şehrine doğru yola çıkmayı planlıyoruz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar