FUKUOKA: JAPONYA’NIN SAHİLLERİ BU KADAR GÜZEL MİYMİŞ?
Kore’den Japonya’ya değişen çok şey var.
Japonya’ya geldiğimiz ilk anda değişimi hissetmeye başladık. İnsanlar temiz
giyimli ama kıyafetleri oldukça mütavazı. Kore’de gördüğümüz gibi marka
kıyafetler, yepyeni ayakkabılarla sokaklarda moda haftasına katılmış gibi
yürümüyorlar. Herkes sizi hayatın akışına davet eder gibi. Birine bir soru
sorduğunuzda sorunuzu anlamazlarsa ya özür dileyerek cümleye başlıyorlar ya da
bir şekilde teşekkür etmenin yolunu buluyorlar. Soru soranın siz olmanıza
rağmen, verdikleri cevap içinde bile nasıl teşekkür ediyorlar diye düşünmüyor
değiliz. En çok dikkatimizi çeken şemsiyeler oldu. Herkeste samuray kılıcı gibi
uzun şemsiyeler var. Aslında şemsiyeler sıradan şemsiyeler. Ama biz kendimizi
bambaşka bir kültürün içinde bulduğumuz için uzun şemsiyeleri samuray kılıçları
ile eş değer görüyoruz.
Metrolar, otobüsler gıcır gıcır değil ama
tertemiz. Eski koltuklar sizi nostaljiye davet ediyor. Japon toplumundaki saygı
her adımınızda hissediliyor. İnsanları selamlamak için eğilmeniz gerek.
Hiyerarşik sisteme göre, öğretmeniniz veya sizden statü olarak yüksek olan
patronunuz karşısında farklı eğilme şekilleri var. Ama tabi bir turist olarak sizden
kimse bunları beklemiyor.
Japonya’da karnımız acıktığında çok mutlu
olabiliyoruz. Çünkü market fiyatları Güney Kore’den sonra oldukça uygun.
Maalesef ulaşım fiyatları çok pahalı. Fukuoka’ya ilk geldiğimiz gün 8 metro
durağı gitmek için kişi başı 6 usd verdik. Otobüsle 5 durak gitmek için de kişi
başı 1.5 usd verdik. Otobüs metroya göre daha ucuz gibi gelse de aynı sayılır.
Çünkü Japonya’da gittiğiniz yol üzerinden hesaplanan fiyatlar önünüze uçuk
rakamlar çıkarabiliyor.
Fukuoka’ya 1 Temmuz’da giriş yaptık. Japonya
pasaport işlemlerinde hiç sıkıntı çıkarmadı. Aynı şekilde sırt çantalarımız da
aranmadı. En büyük sorunumuz Japon yazının bu kadar sıcak ve nemli
olabileceğini hesaba katmamak oldu. Hava 36 derece ve hissedilen nem nefes
almanızı engelliyor. Klimasız bir odada kalmak imkansız. Kendimizi sahillere
atarak çareyi bulduk. Yüksek ulaşım fiyatları nedeniyle otostop çekmeye karar
verdik.
İki gün boyunca Fukuoka sahillerini otostopla
gezdik. Bu sayede Nagaihama, Keya, Fukae, Iwaya gibi pek çok sahili keşfettik.
Fukuoka sahillerinin uzayan, yeşilliklerle çevrili doğal yapısı, sakin
sahilleri bizi büyüledi. Tertemiz bir su bizi bekliyordu.
Ertesi iki gün Yanagawa nehri kenarında
yürüyüş yaptık. İlk olarak 757 yılı gibi erken bir dönemde inşaa edilen Kushido
Shinto Mabedi şehrin en eski tapınağıymış. Fukuoka’daki eski şehir bölgesinin
ismi Hakata ve Kushido Shinto Mabedi Hakata’nın koruyucu tapınağı olarak biliniyor.
Mabedi ziyaret etmek ücretsiz. Ardından Tochoji
Tapınağı’na ve Hakata Eski Şehir bölgesine gittik. Tochoji 806 gibi erken bir
tarihte inşaa edilmiş bir tapınak. Tantrik Budizm’in doğuya yayılması esasına
dayanarak kurulan tapınak önemli savaşçılar yetiştiren Kuroda klanının 2,3 ve
8. Lordlarının buraya gömülmesiyle halk arasında önemini arttırmış.
Maizuri Park’a yürüyüp dinleniyoruz. Nilüfer
çiçekleriyle bize merhaba diyor. Hemen birkaç fotoğraf çekilip yorgunluktan kendimizi
eve zor taşıyoruz. Ulaşım aracı kullanmak yerine yürüyüşü tercih ettik. Şimdi
dinlenme zamanı. Güzel bir uyku. Ama öncesinde internetten biletimizi rezerve
ediyoruz. Lawson marketlerde cep telefonunuza indirdiğiniz otobüs biletinizin
barkoduyla biletinizi onaylatabilirsiniz. Fukuoka’yı bitirdik. Kişi başı 3600
yene aldığımız biletimiz ile ikinci Japonya şehrimize hazırız. Dünya tarihi için
büyük önem taşıyan, üzücü tarihi ile bilinen Hiroshima’ya…
Yorumlar
Yorum Gönder