BİR FİLM KARESİ TOKYO
Ve
işte beklenen şehir! Nice filmlere, nice kitaplara konu olmuş efsanenin ta
kendisi Tokyo! Şehre ilk ayak bastığımızda anlıyoruz ki burası başka bir
Japonya. Bize gösterilen Tokyo fotoğrafları ile Japonya’nın geri kalan
şehirleri arasında önemli farklar var. Bir kere burası gece neon ışıkların dans
ettiği, kalabalığı seven bir şehir. İş hayatının durmadan aktığı, elektrikli
arabaların bisikletlerle uyum içinde yolları doldurduğu, çocukluğumuzun
günlerine seslenen Tokyo! Sony kulaklıklar, walkman, cd çalar, müzik setleri,
Casio gözlükler, Canon fotoğraf makineleri, Epson kitap, Fujifilm günlerimiz ve
daha neler neler…
Ama
bugün en çok aklımızda kalan Tokyo görüntülerinden birini yaşamaya gidiyoruz.
Shibuya geçidinde filmler ve dergilere resmedilen kalabalığı yaşıyoruz. Her iki
dakikada bir tahmini 1000 ile 2500 kişi bu kavşaktan geçiyor. Kaos arıyorsanız
buraya mutlaka uğramalısınız. Geçitten birkaç kez geçip bu gürültüyü eğlenceli
hâle getiriyoruz. Bir o karşıya bir bu karşıya… New York’un Times Meydanı ile
karşılaştırmalara konuk olan geçit Shibuya İstasyonu’Nun çıkışındaki Hachiko
(köpek) heykeli ile de tanınıyor. Beyin kanaması sonucu ölen sahibi bir gün
işten eve dönmeyince, Hachiko, kendisi bir Japon Akita köpeği, sahibini dokuz
yıldan fazla bu istasyonda beklemiş. Shibuya’da karşıdan karşıya geçerken dev
ekranda videoları izlemek gelecekten bir günü yaşıyormuşsunuz hissi
uyandırıyor.
Ertesi
2 günümüzü Asakusa bölgesine ayırıyoruz. MS 628’de kurulan Sensoji Tapınağı ile
başlayan gezimiz Edo döneminde şogunluğun kültür ve eğlence merkezi olan şimdi
ise alışveriş caddesi olan Nakamise dori ile devam ediyor. Geleneksel Japon
kıyafetleri, hediyelik eşyaları bulabileceğiniz cadde canlı ve hareketli.
Sensoji Tapınağı Tokyo’Nun tarihi ve kültürel mirasının bir sembolü. Dev bir
fenerle süslenmiş Kaminarimon (Gök Gürültüsü Kapısı) ndan giriş yapabilirsiniz.
Az ileride Sumida Nehri ve Sumida Parkı’nı bulacaksınız. Japonya’nın en yüksek
binası olan Skytree manzarasını da buradan görebilirsiniz. Asakusa’nın en canlı
bölgesi Rokku Broadway Japon tiyatroları ile dolu. Don Quijote isimli mağazaya
girmeden Asakusa’dan çıkmak olmazmış. Japonya’daki büyük bir indirim zinciri
olan Donki (kısaltması) atıştırmalıklar, içecekler,kozmetik, elektrikli
eşyalar, oyuncaklar ile dolu. Pasaportunuzu yanınızda taşıyorsanız Donki’den
5000 yen üstü harcamalarınız için vergi iadesi almayı unutmayınız! Asakusa’da
acıktım diyenler için yılan balığı ve tempura restoranlarını bulacaksınız.
Tempura aslen Portekizli Cizvitler tarafından 16.yy da Japonya’ya getirilen
deniz ürünleri ve sebzeleri kızartmaya dayanan bir yemek çeşididir. Asakusa’nın
en eski yeraltı alışveriş merkezi olan Asakusa Yeraltı Alışveriş Caddesi 1955
yılında açılmıştır. Ucuz ve leziz yemekler, retro mağazalarla dolu retro cadde
Showa dönemi (1926-1989) atmosferi sergiler.
Tokyo’da
en az iki haftaya ihtiyacınız var diyenler doğru demiş. Günler hızla ve dolu
dolu geçerken kendimizi bu defa lüksün merkezi Ginza caddesinde bulduk. Trend
alışverişin adresi Ginza sayısız butik, restaurant, kafeye ev sahipliği
yapıyor. Tokyo’Nun en ünlü alışveriş bölgesi olan Ginza’da bir metrekarelik
arazi on milyon yenden fazla değere sahip. Japonca’da gümüş darphane anlamına
gelen Ginza 1612-1800 yıllarında gümüş sikke darphanesine ev sahipliği
yapıyordu.
Hareketli
ilk günlerimizin ardından Tokyo İmparatorluk Sarayı’nı ziyaret ederek sakin bir
gün geçiriyoruz. Tokyo İstasyonu’na yürüyüş mesafesinde Edo Kalesi’nin eski
yerinde olan saray Japonya İmparatorluk Ailesi’nin ikametgahıdır. Nijubashi
Köprüsü iç saraya giden meydandan görülebilir. Pazar ve pazartesileri kapalı
olan saray diğer günler 09:00-11:15 ve 13<:30-14:45 saatleri arasında
ziyaret edilebilir. İmparatorluk Sarayı bahçeleri ise Pazartesi Cuma günleri
dışında 09:00-17:00 arası ziyarete açık. Kişi başı 300 yen giriş ücreti
bulunmakta. Tarihi bahçede Edo kalesinin yıkıntıları hâlâ ayakta.
İmparatorluk
bahçelerinden yürüme mesafesinde Tsukiji balık markete rahatlıkla
ulaşabilirsiniz. Pazarı görmek istiyorsanız sabah 10:00-11:00 saatlerinde
gelmenizi öneririz. Zira Pazar öğleden sonra erken saatlerde kapanıyor. Burası
Japonya’nın yemek kasabası olarak adlandırılıyor. Sokaklarda çok sayıda
restoranla birlikte toptan ve perakende mağazalar bulunmakta. Yeni mutfak
trendleri yaratılmasına imkan sağlayan Tsukuji yemek severlerin gözdesi. Dikkat
etmemiz gereken, Tsukuji iki ayrı bölümde ziyaret edilmeli. 2018 e kadar
dünyanın en büyük balık pazarı olan Tsukuji iç ve dış Pazar olarak
ziyaretçileri ağırlıyor. Tsukuji yolunun hemen aşağısında bulunan Toyosu
marketi de tavsiye ediyoruz.
Tokyo’da
geçirdiğimiz üç haftada zaman bulamayıp gidemesek de aklımızda kalan TeamLab
dijital sanat severlere önerebileceğimiz bir mekan. Işık heykelleriyle
geleceğin sanatını sergileyen TeamLab Tokyo gezimizde kaçırdıklarımızın arasına
yazdık.
Son
günlerimizi bu büyüleyici büyük şehirde kalabalıktan kaçarak geçiriyoruz.
Shibuya bölgesine bir kez daha gidip Meiji Jingu Şinto tapınağını 70 hektarlık
alan içinde ziyaret ediyoruz. Yemyeşil doğanın ortasında Japon geleneksel
hayatı sizinle buluşuyor. Her gün açık olan tapınak mevsimsel olarak açılış
saatleri ve tatil günlerini değiştirebiliyor. İmparator Meiji ve eşi tarafından
kullanılan eşyaları seri alanında inceleyebilirsiniz. Giriş kişi başı 1000
yendir. Biz Tokyo Pass kartını almadık. Hem vaktimiz fazlaydı hem de hesap
yaptığımızda üç aşağı beş yukarı aynı fiyatları ödedik. Eğer kısa zamanınız
varsa ve her müzeye girebileceğinizi düşünüyorsanız bu kartı tavsiye ederiz.
Yoyogi Parkı’na yürüyüş mesafesinde olan Meiji Tapınağı ve Yoyogi Parkı’nı
ziyaret bize Tokyo’da olduğumuzu unutturarak huzurlu bir gün yaşattı.
Tokyo
turumuzun ve Japonya seyahatimizin sonuna geldik. Tokyo’dan Moğolistan’ın
başkenti Ulaanbaatar’a 9.5 saat süren yolculuğumuzun başlamasına birkaç saat
kaldı. Uyuyup uyanacağız ve yarın tüm gün uçakta geçecek. Yeni ülkemizde
görüşmek üzere!
Yorumlar
Yorum Gönder