BAMBAŞKA BİR ASYA: MOĞOLİSTAN

Başkent Ulanbaatar’a vardığımızda 00:00 çoktan geçmişti. Şimdi havaalanınında ilk yapılması gereken cebimizde kalan Japon yenlerini Moğolistan’ın para birimi olan Moğol tugriğine (MNT) geçirmek. Maalesef Cengiz Han Havalimanı’ndan Ulanbaatar şehir merkezine araç yok. Evinde kalacağımız arkadaşımızın söylediğine göre, 100.000 MNT yani 30 USD’ye taksi bulabiliriz. Bu bizim Moğolistan fiyatlarıyla ilk karşılaşmamız oluyor ve çok pahalı buluyoruz. Özellikle Japonya’dan sonra bu duruma alışmak biraz zor olacak gibi. Japonya ulaşımın her saatte hizmetinizde olduğu bir ülke. Ama ne yazık ki başka çare yok. Uçak yorgunluğunun ardından ortalama 45 dakika-1 saat kadar sürecek uzun bir yolculuk daha bizi bekliyor. Taksiye binmek zorundayız. Havaalimanının dışına çıktığımızda gecenin karanlığında bir denizin kıyısında bekliyormuş gibi hissediyoruz. Bu görüntünün bir farklısını yıllar önce Mardin seyahatimizde yaşamıştık. Mezopotamya denizi de denilen Mardin denizi şimdi Moğolistan’da uçsuz bucaksız bozkırın bize yaşattığı düş.

Bizi ağırlayacak arkadaşımızın evine vardığımızda deliksiz bir uyku çekiyoruz ve Ulanbaatar’ı keşfetmeye hazırız. İlk gün şehir merkezinde biraz dolandıktan sonra bozuk yolları, gelişmemiş ulaşım ağlarını (sadece otobüs bulunuyor) özlememişiz dersek yalan olur. Ulanbaatar şehir merkezinde yapılacaklar listesini çıkardıktan sonra alışverişe çıkıyoruz. Market fiyatları Türkiye ile yarışır. Hemen bir önceki ülkemiz Japonya ile karşılaştırıyoruz. Japonya’da market fiyatları daha ucuzdu! Marketten alabildiğimiz şeyler çok kısıtlı. Maalesef meyve sebze bulamıyorsunuz. Zaten yetişmiyor da. Sokakta seyyar meyve bulunca çok mutlu oluyoruz. Sokaklarda bol bol çam fıstığı satılıyor. Hani şu sincapların yediğindenJ İnsanların yürürken bile çam fıstığı yediğini göreceksiniz. Sincaplık resmen bir tutku olmuş azizim. Magnezyum, potasyum, çinko, A vitamini, fosfor deposu olan bu fıstık besin listelerinde çok fazla çeşitlilik bulunmayan Moğolların hazinesi. Moğolistan yemek kültürü et ağırlıklı. Et, süt, peynirle beslenen bu diyet bol miktarda protein ve yağ içeriyor. Ancak meyve ve sebzelerden elde edilen vitamin ve minerallerden yoksun. İşte bu göçebe yaşam tarzında et ağırlıklı beslenmeyi çam fıstığı dengeliyor. Başka bir altın besin de yabani iğde. Cengiz Han’ın atlarına verdiği iksir, yüzyıllardır Moğolları güçlü tutan bir hazine daha! Kuru saç ve deri için pek çok faydası olan yabani iğde vitamin ve antioksidan deposu. Deniz iğdesi de denilen bu türün meyveleri A,C, K, E vitaminleri açısından zengin. Uçsuz bucaksız bozkırlarında meyve ve sebze bulunmayan Moğollar bu işi deniz iğdesi ve çam fıstığıyla çözmüşler.

İkinci günümüzde bir sürprize konuk oluyoruz ve göçebe festivalini yakalıyoruz. Aracanızın yoksa Moğolistan’da seyahat etmek çok zor. Festival yerine vardığımızda doğanın ve geleneksel kıyafetleriyle festivalde yer alacak Moğolları görünce gözlerimiz yaşarıyor. Sanki bir masalı yaşıyoruz! Ünlü Moğol atları ve Gobi çölünün develeri de bizimle! Savaşta kısa boyları sayesinde hızlı manevralar yapabilen Moğol atları yüzyıllardır yaşamın bir parçası. Gobi Çölü’ne çok gitmek istesek de maalesef bu turu sonraya erteliyoruz. Bir arkadaşımız gitmemize yakın turun turistlere farklı Moğollara farklı fiyat olduğunu söyledi. Moğollara verilen 1 haftalık 300 dolar gibi bir fiyata turu alabilecekken bize söylenen 2000 dolar turizmin gerçeği. Moğolistan’da 1 ay kalıyoruz. Eğer ekonomik turla daha önce karşılaşabilseydik Gobi’yi kaçırmazdık. Neyse gelelim göçebe festivaline. İki hörgöçlü develerin sütü (khoormog) de satılan festival at sütü yani kımızı da sunuyor. Moğol mutfağını iyice tadıp öğreniyoruz. Eezgi, urum, airag, aaruul gibi süt ürünleri çeşitleri damak tadımıza oldukça yakın. Urum bir çeşit kaymak. Eezgi peynir gibi düşünülebilir. Oldukça sert ve ısırması güç. Süte yoğurt ekleyip ekşiyene kadar kaynatılmasıyla elde ediliyor. Aaruul da kurutulmuş süt. Bizim çi börek tadında Huushuur ve Bir çeşit köfte olan Bansh’ı deniyoruz. Menüde Budaatai Huurga yani kızarmış pilav et ve soğanla yapılmış en lezzetli yemeklerinden. Ertesi gün kahvaltıda yemek için kızartılmış kurabiyeler Boortsog alıyoruz. Favorimiz höşmerim tadında Hailmag oldu. Tereyağlı krema, un, kuru üzüm ve şekerin enfes uyumu.


Gurme gezimizden sonra festival çadırlarına konuk oluyoruz. Moğol kültüründe Ger yani geleneksel konaklama türü olan yurtlar yuvarlak keçe çadırlar. Göçebe kültüründe taşınabilir bir ev gibi düşünülebilir. Yılda 2-4 kez yer değiştiren göçebe insanlar hayvanların otlağına bağlıdır. Çünkü hayvanlar en iyi meranın nerede olduğunu bilir. İnsan nüfüsunnda kat be kat fazla hayvan nüfusuna sahip olan Moğolistan’da hayvancılık ana geçim kaynağı. Her çadır farklı bir hikaye. Diğer bir çadırda Mğol mastiffi ile tanışıyoruz yani Bankhar köpeğinin zorlu hava koşullarında bile insanları nasıl koruduklarını dinliyoruz. Bu sırada dışarıda Moğollar ve burada yaşayan Kazaklar müzik yapıyorlar. Kazaklar Moğolistan’daki en büyük etnik azınlığı oluşturuyor. Başka bir yerde Moğol güreşi var. Bu halk güreşi binicilik ve okçulukla birlikte Moğol kültürünün en önemli üç becerisinin içinde.


Ertesi sabah bir önceki gün festivalden aldığımız Boortsog ile sütlü çayımızı içiyoruz. Suutei Tsai geleneksel bir Moğol çayı. Çaya süt ve tuz ekleyerek yapılıyor. Evden çıkmadan Moğol arkadaşımızın ikramı deniz iğdesi suyu (Tsatsargana) bizi tüm gün zinde tutacak.

Ulanbaatar şehir merkezinde yapılacakları bir güne sığdırabilirsiniz. Ama eğer vaktiniz varsa yerel pazara bir gün ayırmanızı tavsiye ederiz. İki günde dolu dolu Moğolistan başkent turu yapmak mümkün. Zaisan heykeli, Bogd Khaan Sarayı Müzesi, Choijin Lama Tapınağı Müzesi, Cengiz Han Ulusal Müzesi, Cengiz Han heykeli, Terelij, Terelij Ulusal Parkı yapılacaklar arasında. Bize sorarsanız Terelij dışında güzel Moğolistan’da bu saydıklarımızın hiçbiri doğanın size sunduğu olanakları sunmayacaktır. Terelij doğayla baş başa kalmak isteyenler için muhteşem bir fırsat. Bizler gibi gezginler ise daha çok yerel arkadaşlar edinip birlikte gezmeyi tercih ediyor. Böylelikle göçebe yaşamını anlayabiliyor, ‘Ger’lerde kalıp göçebelerle tanışıyoruz. Su ve elektrik olmayan bu ilkel ama bir o kadar da güzel hayatı tadıyoruz. Bozkırı ya at üstünde ya da 4*4 lerle gezebilirsiniz. Biz de öyle yaptık ve gökyüzünün bu kadar mavi olduğunu unutmuşuz!



Son günümüzü Moğolistan geleneksel kıyafet ve eşyalarının satıldığı yerel pazara giderek geçiriyoruz. Ülkedeki en büyük açık market olan Narantuul Market Bayanzürkh bölgesinde bulunuyor. Şehir merkezinden yarım saat yürüme mesafesinde ulaşabilirsiniz. Burada neler yok neler: Moğol kıyafetleri, biniciler için, okçular için eşyalar, geleneksel Moğol kıyafetleri, hediyelik eşyalar, hatta göçebe çadırları olan gerler bile satılıyor. Salı günleri dışında sabah 09:00’dan akşam 19:00’a kadar açık olan market karaborsa ürünleri bulabileceğiniz bir yer ve sanki Moğolistan’ın kapalı çarşısı!


Artık eve dönme vaktimiz geldi. Amacımız Moğolistan’dan Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan, Gürcistan, Türkiye gezisi olsa da çok yorulduğumuzu fark ettik ve Moğolistan’dan İstanbul’a geçiyoruz.  





 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar