FAVELADAN
BOZMA: BAGUİO
Yabancı
gezginlerin pek tercih ettiği bir rota olmasa da biz gerçek Filipinler’i
tanımak için Filipinler’e gelir gelmez adalara gitmek yerine biraz ana karada
gezmeyi seçtik. Baguio yerli turistlerin gözdesi olan, yazın sıcağında
kaçabilecekleri serin bir şehir. Cordillera dağlarıyla çevrili olan şehir
Cordillera bölgesinin de merkezi sayılıyor.
Şehir
ilk bakışta çarpık yapılaşma, kalabalık ve gürültü ile Brezilya favelalarını
andırıyor. Hele de La Trinidad bölgesinde kalınca fakirliğin bir başka hâlini
tatmış oluyoruz. Filipinli çocuklar yabancı turist görünce ellerini açıp para
istiyorlar. Şehirde birkaç gün geçirdikten sonra fikriniz değişebilir. Yüksek
rakım ve serin hava nedeniyle Filipinliler’in burayı neden bu kadar sevdiğini
anlayabiliyorsunuz. Öyle ya, başkent Manila çok sıcaktı. Hem Baguio’da yemek
içmek, ulaşım, alışveriş çok ucuz. Ama konaklama Filipinler ana karada olduğu
gibi pek de ucuz sayılmaz. Odadan bozma küçük bir yere bile geceliği 20 usd
veriyorsunuz. Biz Baguio’ya hâlâ çok ısınamadık. Fazla zamanı olmayanlar için
vakit kaybı diyebiliriz. Burayı tarihi şehir Vigan’a gitmek için bir ara nokta
olarak kullanacağız. Süremiz uzun, Filipinler’de bir ay kalacağımız için
elimizden geldiğince farklı şehir ve kasabalara gidiyoruz.
İlk
günümüz Burnham Parkı, Baguio Katedrali, şehir marketi etrafında geçiyor.
Session Road’ta inanılmaz kaliteli ve ucuz pamuk giysiler 1-1.5 usd’ye
satılıyor. Kaçırır mıyız? Hemen birkaç bir şey alıyoruz. Bu ucuz küçük
mağazalara Ukay Ukay deniliyor. Baguio tam anlamıyla bir ‘ukay ukay’ cenneti.
2.günümüzde
çilek tarlasında ücretsiz çilek toplayabileceğimizi ama topladığımız çileklerin
parasını vermemiz gerektiğini söylüyorlar. Bu tipik bir Baguio aktivitesi. Biz
çileğe aşinayız. O yüzden bugün Filipin yerlilerinin geleneksel danslarını
izleyebileceğimiz Tam-Awan köyüne gideceğiz. Burada Cordillera’nın iç
kesimlerinde yaşayan yerli halkların kültürlerini öğreniyoruz. Zamanında İspanyol
sömürgesine en çok direniş gösteren yerliler bu dağlarda yaşıyormuş. İçeri
giriş kişi başı 50 Pesos. İçeride Filipin işi hediyelik eşyalar, Filipin
kahvesi, el sanatlarıyla ince ince işlenmiş takılar bulaksınız. Fiyatlar çok
uygun ve tamamen katkı amaçlı satılıyor. 1740’ta İspanyol keşiş tarafından ilk
kahve ağacı Batangas’ta tanıtılmış. İlerleyen zamanlarda Tagaytay’a geçip yakın
olan Batangas kahvesini bulabileceğimizi düşünüyoruz. Ama o zamana kadar
tüketmek için bir paket Filipin kahvesi almayı da ihmal etmedik.
Tam-Awan
gezimizden sonra başka bir köy olan sanat köyüne, Ili-Likha’ya geçiyoruz. 2014’te
pek çok sanatçının iş birliğiyle kurulmuş olan bu köy sanki retro bir ağaç ev.
Ahşap işçiliği, heykeller, vitray çalışmaları bir arada bulunuyor. Bir müzeyi
de andıran köyde küçük küçük restoranlar, kafeler bulunmakta. El işi takılar ve
hediyelik eşyalar da albeniyi arttırıyor.
Ertesi
gün Happy Hallow bölgesine gidip couchsurfingde Filipinli bir arkadaşımızın
evinde kalıyoruz. Dağ manzarasıyla vadide muhteşem iki gün geçiriyoruz. John
Hay Ekolojik yürüyüş yoluna da burdayken yolumuzu düşürüyoruz ve artık herkesin
öve öve bitiremediği Vigan’ı görme zamanı. 7 saatlik otobüs yolculuğu hiç de
kolay geçmedi. Kişi başı 430 PHP ödediğimiz yolculuk bizi çok yordu. Vigan’da
dinlenme zamanı!
Yorumlar
Yorum Gönder