KUVEYT-BU NASIL ÇÖL?

Dünya turumuzun üçüncü ayağının ilk durağı (Güney Amerika, Güneydoğu Asya-Uzakdoğu Asya’dan sonra) daha önce hiç gitmediğimiz ama bize çok tanıdık olan Batı Asya ve Orta Doğu esintilerini getirdi: Kuveyt!

Bir önceki rotamız olan Asya’nın cazibesine kaptırmış, bu defa gitmediğimiz Asya ülkelerini deneyelim ve Güney Asya’ya, Sri Lanka’ya bilet bakalım dedik. İstanbul-Kolombo uçuşlarının Kuveyt’te aktarma yaptıklarını görünce neden Kuveyt’te de kalmayıp başka bir kültürü görmüyoruz dedik.

Niyetimiz çöl rüzgârlarına kaptırıp ülkeyi keşfetmekti. Ama tabi Kuveyt şehri Basra Körfezi’nin başında yer alan petrol rezervlerinin keşfedilmesinden sonra büyük bir değişime uğramış. Çölün yerini asfalt yollar alırken araç olarak kullanılan develerin yerini de lüks arabalar almış. Çünkü burada petrol sudan ucuz ve araba fiyatları her kesimden insanın ulaşabileceği kadar ekonomik. Arap mimarisini görmeyi beklerken büyük ölçüde Irak’ın Kuveyt’i işgali ile sonuçlanan Körfez savaşından sonra ülkenin mimarisi de maalesef değişmiş ve yerini yeni ve düzensiz binalara bırakmış. Yine de hâlen birkaç eski eseri görmek mümkün.

Bu yönde ilk durağımız Souq Al-Mubarakiya oluyor. Kuveyt şehrinde bulunan bu tarihi çarşı petrol keşiflerinin öncesine uzanan köklü bir tarihe sahip. En az 200 yıllık çarşı İran ipek halıları, antikalar, misk ve ud kokuları, altın gümüş takılar, geleneksel kostümlerle dolu. Bunun yanında hurma, bal, baharat, tatlı, sebze, meyve, et, balık da bulunmakta. Çarşıda Kuveyt’in ilk eczanesi de bulunmakta. Bizde kömürde kahve vardır, Kuveyt’te de kömürde çay. Arap, Fas yemekleri ve nargile kokuları her yeri sarmış. Kuveyt’te çay safran ve kakuleli, tarçınlı veya siyah limon ile tüketilebiliyor. Eşlikçisi ise hurma. Kahvenin eşlikçisi de hurma ve kahve (Qahwa) kakule eklenerek Arap kahve makinesi Dallah ile hazırlanıyor. Finjanlarda servis edilen qahwanın hikayesi Orta Doğu’da başlamış Yemen’den Mekke’ye Mısır’a Levant’a ve Türkiye’ye seyahat eden kahve ülkemizden Avrupa’ya ulaşmış. Kuveyt’te içtiğimiz qahwa sarımsı yeşilimsi bir renge sahipti. Oldukça sağlıklı baharatlarla yapılmış bir çeşit çay gibi geldi bize. Kuveytliler misafirlerine sık sık qahwa ikram ediyorlar. Kuveyt’teki Ulu Camii’de bizi hurma ve kahve ile en misafirperver hâliyle ağırladı. 20.000 metrekarelik alanı kaplayan Ulu Camii 10.000 erkek ve 950 kadını ağırlayabilecek kadar büyük. 1986 yılında tamamlanmış modern camiide Endülüs mimarisine de yer veriyor. Kuran’ın en eski kopyası da içinde bulunmakta.

Kuveyt şehir turumuz Salmiya bölgesinin şatafatıyla devam ediyor. Ülkedeki gayrimenkulün en pahalı alanlarından olan Salmiya’da şöyle bir bakındıktan sonra alışveriş merkezlerini sevmeyen bizi bile mimarisiyle büyüleyen Avenues alışveriş merkezini geziyoruz. Avenues o kadar büyük ki saatlerce yürüyoruz.

Kuveyt’te Kuveytlileri bulmak pek zor. Yaklaşık 5 milyonluk nüfüsun sadece 1.5 milyonu Kuveytli. Göçmenlerle çalışan bir ekonomiye sahip olan Kuveyt’te göçmeenlerin pek iyi muamele gördüklerini söyleyemeyeceğiz. Onlar olmasaydı rahatlarına düşkün Kuveytlilerin hâli nice olurdu. Tüm gün alışveriş merkezlerinde kahve, çay, nargile içerek ve ud ağacının yağı ve kokularıyla gezen lüksü seven Kuveytliler’i daha yakından tanımak için Friday Market’e gidiyoruz. Mubarakiye’de bulduğumuz yüzyıllarca ticaret yollarıyla Asya’dan Kuveyt’e taşınan pahalı ud kokusunun yerini burada hayvan kokuları almış. Kaldırımlarda kafesler içinde tavuskuşundan tavşana kadar pek çok hayvan satılıyor. Friday Market burada yaşayan göçmenlerin ikinci el eşya alabilecekleri büyük bir Pazar. Elektronik eşyalardan giysilere her şey burada. Kuveyt göçmenleri 1920’den sonra Kuveyt’te doğan bir  aileye veya aile bireyine sahip olsalar da Kuveytli olamıyorlar. Çoğu başka ülkelerde yaşayan ailelerine para göndermek zorunda. Derme çatma evlerde fahiş fiyatlara kalıyorlar. Kiralar çok yüksek. Her ne kadar Kuvet Dinarı dünyanın en güçlü para birimleri arasında olsa da Kuveyt Kuveytlilere güzel. Çünkü devlet destekleri onlar için ek maaşlar ve ek destekler veriyor.


Biz de Kuveyt’te geçirdiğimiz 10 günümüzde Filistinli ve Mısırlı iki arkadaşımızın evinde kalıyoruz. Orta Doğu mutfağının kalbindeyiz diyebiliriz. Mısır, İran, Irak, Lübnan ve çeşitli mutfakları bize gösteren arkadaşlarımıza teşekkürler. Kuveyt’teki yüksek kiraların tersine uygun fiyata iyi yemek bulmak çok kolay. Sokak yemeklerinden kaçmıyorsanız şavarmadan falafele, baklavadan künefeye gurme lezzetler sizi bekliyor.

Cumartesi geldi. Gezimiz için bir farklılık yapıp arkadaşımızla çöle gidiyoruz. Cumartesi günleri yapılan deve yarışlarını izleyeceğiz. Yarışlar ücretsiz ve kâr amacı gütmüyor. Yüzyıllardır süregelen bir yarış sporu olan deve yarışını robot binicilerle gerçekleştiriliyor! 7.yüzyıl gibi çok eski bir tarihe dayanan deve yarışları için çocuk binicilerin kullanılması yasaklandığından beri uzaktan kumandalı robot kırbaçları develerin daha hızlı koşmasını sağlıyor. Pistte deve sahipleri arabalarıyla pistin dışından develerine eşlik ediyorlar. 2 yaşından başlayarak develer yarışlara hazırlanıyor. Çocuk binicilerin hafif olması nedeniyle kullanılması insan haklarına aykırı olduğu için yasaklanmış. 2 yaş kadar küçük çocukların kullanılması pek çok kaza ve ölüme yol açmış. Develer ve biniciler yarıştan önce oruç tutarken artık sadece develer bu kurala tabii. Ne yazık ki çöle otobüs bulunmuyor, taksi fiyatları ise can yakıyor. Kuveyt havaalanına geldiğimizde arkadaşımız bizi karşıladı. Şehre en az 35 usd tutan taksiye binmememiz bizi rahatlattı. Diğer yandan Kuveyt vize kuyruğunda saatlerce bekledik. Hatta hayatımızda ilk defa 3.5 saat bir vize kuyruğunda bekledik. Kuveyt’e vize yok. Ülkeye girişte ücretsiz kapı vizesi alabiliyorsunuz. Sadece  küçük bir formu doldurmanız lazım. Pasaport bilgileriniz ve kalacağınız yeri yazın. İşlem oldukça basit ve havaalanına sabaha karşı ulaşmış olsak da Kuveyt’te çalışan göçmenler uzun bir kuyruk oluşturmuştu.  


Kuveyt’te son günlerimizi Kuveyt yemekleri ve küçük yürüyüşlere ayırdık. Üçgen şeklideki kıyma, debze, peynirle doldurulan kızartılmış samboosa bize böreği, buğday ve et karışımı yulaf lapası harees bize keşkeği, buğday çorbası olan jireesh bize bulgur pilavını hatırlattı. Shorbat adas ise bildiğiniz mercimek çorbası. Tüm bu yemekler ve burda olmayan daha fazlası daha önce de bahsettiğim gibi Orta Doğu ve Arap ülkelerinin ortak lezzetleri. Baharatlar çeşit çeşit. Aklınıza gelmeyecek kadar çok baharatın karıştığı içecekler ve yiyecekler havada renkli tatlar bırakıyor.

Son gün Kuveyt dinarının üstündeki incinin izini sürerek Kuveyt’in petrol keşfi öncesi çok eski zamanlara uzanan geçmişine gidiyoruz. Balık marketi ve tersane! Kuveyt bölgesel bir ticaret limanıydı ve en dünyanın en eski deniz tüccarlarına Neolitik dönemde ev sahipliği yaptı.

Kuveyt bloğumuzu sonlandırmadan Kuveyt gezilecek yerlere ekleyelim: Kuveyt kuleleri, Tareq Rajap müzesi, Ayna ev, Sadu evi, Seif Sarayı, Bayan Sarayı, Al Salam Sarayı, bağımsızlık kulesi de gezimizin hızlı görülecekleri arasındaydı. Saraylara giriş olmadığından sadece dış cepheyi görebildik. Müze ve kuleleri ücretli görebilirsiniz, biz gerek görmedik. Çekimlerimizi dış cepheden yaptık. Ayna ev ve Sadu evi dikkatimizi çekse de 10 usd ve üstü vermeye değmeyeceğini söyleyen Kuveyt’te yaşayan arkadaşlarımızı dinleyerek gitmedik.

Yolculuk var a dostlar! Bambaşka bir kültüre, Güney Asya’ya, Sri Lanka’ya geçiyoruz. Jazeera havayolları ile uçacağız. 5 buçuk saatlik uçak yolculuğu bol basınçlı geçti. Kulaklarımız tıkandı ve sonunda Kolombo’dayız!

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar