CAKARTA-BANDUNG
(AMA HEP Mİ BÜYÜK ŞEHİRLER OLUR KARDEŞİM!)
Sonunda
dünyanın en büyük ikinci başkenti, 35 milyon insanın yaşadığı Cakarta’dayız. Filipinler’in
Manila’sından sonra ilk izlenim olarak söyleyebileceğimiz, bu kadar büyük bir
başkent olmasına rağmen Manila’daki kanalizasyon karışımı yemek ve çöp kokusu
burada yok. Oldukça eski bir başkent olan şehir, 1513’te Portekizlilerin
baharat yolu arayışına bir cevaptır ve Güneydoğu Asya’nın ticaret merkezi
olmuştur.
Ne
yazık ki Gökhan ateşli hastalık geçiriyor ve Cakarta’yı daha çok evde
geçiriyoruz. Elimizden geldiğince gözlem yaptık. Idul Fitri yani Ramazan
Endonezya için oldukça önemli. Biz bayramın sonuna geldik. Ona rağmen koca
şehir bomboş. Yemek yiyecek bir yer bulamıyorsunuz. Zor bulduğumuz birkaç
dükkan da her zaman açık olmuyor. 2 Nisan 2025’te Cakarta’ya iniş
gerçekleştirdik ve 8 Nisan’a kadar tatil devam etti. Cakarta’dan başka bir büyük
şehir olan Bandung’a 6 Nisan’a tren bileti almak için çok ter döktük. Trenler,
otobüsler dolu. İnsanlar gelmese de yerler ayırtılmış. Neyse ki Endonezyalı
arkadaşımızın yardımıyla sonunda başardık. Endonezya Java adasında ulaşım daha
çok tren. Fiyatlar oldukça yüksek. Bulduğumuz promosyonlu bilet bile kişi başı 17
usd! Güzel yanı ise tren oldukça konforlu. Yemek içecek fiyatları uygun ve
tertemiz bir tren. Tuvaletler neredeyse her istasyonda temizleniyor. Hatta
çöpleriniz bile birçok kez alınıyor ve size yeni çöp poşeti veriliyor. Tüm
koltukların yanında ikili şarj yerleri var. Uzaktan çalışanlar için rahatlıkla
işinizi yapabilirsiniz. Hazır konu açılmışken bu vlogu da trende yazıyorumJ
Trende içecek servisinden koyu şekersiz kahva aldım ve sadece 0.75 usd, bir de
doğal Endonezya kahvesi. Lafı fazla uzatmayayım, Bandung’a vardık. Küçük köy ve
kasabaları seven biz büyük şehir geziyoruz. Neyse ki Endonezya çok yeşil ve
büyük şehirlerde de doğa hiç peşimizi bırakmıyor.
BANDUNG-SAKLI HAZİNE
Bandung’ta
couchsurfingten kaldığımız arkadaşımızın balkonu Bandung’un efsanevi dağına
bakıyor. Aslında burası bir göl! Ama şu an Bandung havzası olarak geçiyor.
Tarih öncesi göl, M.Ö. Sunda Dağı’nın püskürmesi sonucu Citarum Nehri’ni tıkar
ve ovaları suyla doldurur. Günümüzde kuruyan göl, 14 milyon yıl öncesinde
başlayan tektonik hareketlerle oluşmuştur. Bu göle ait bir Sundan halk efsanesi
bulunmaktadır. Sangkuriang efsanesi, annesine aşık olan genç bir adamın
hikayesidir. Bu sözlü anlatıma Endonezya’da Pantun deniyor. Sundan halkı, M.Ö.
1000 yıldan beridir Java Adası’nda yaşamakta.
Bandung
maceramız Ratu krateri ile başlıyor. Endonezyalılarla kaldığımız için
şanslıyız. Turistler için ve yerli halk için turistik gezi ücretleri oldukça
değişken. Aradaki fark o kadar çok ki, kimi zaman yerlilerin ödediği giriş
ücretinin 10 katını ödemek zorunda kalıyorsunuz! Kawah Ratu’ya yerli fiyatı
ödeyerek kişi başı sadece 1.5 usd verdik. Normalde ise kişi başı 12 usd
olduğunu söylediler!
Aslında
burası bir Kaldera. Volkanik patlama sonucu toprağın çökmesiyle oluşmuş bir
volkanik yer şekli. Yani kaldera Ratu gibi büyük kraterlere verilen isim. Buraya
hayran kalıyoruz ama etrafa yayılan yumurta kokusu resmen bizi zehirliyor.
Kraterin yanına inerseniz dikkat etmeniz gerekli. Çünkü çıkan sülfür kokusu
sizi gerçekten zehirleyebilir. Turistler için şişelenmiş sülfür, egzama ve
akneye iyi geliyor, satılıyor.
Arabayla
gezmenin avantajlarından biri de pek çok yere aynı gün içinde rahatça
gidebilmek. Endonezya için ise bu geçerli değil. Motor trafiği yoğun ve
motorunuzla daha rahat ulaşım sağlayabilirsiniz. Buradan Rainbow şelalesine
geçiyoruz. Giriş kişi başı 1.75 usd. Yerellere ise ücretsiz. Buraya da ayılıp
bayılıyoruz.
Son
günümüzde Taman Hutan Raya doğal parkında yürüyüş yapıyoruz. Maymunlar,
geyikler ve Hollanda ile Japonya’nın savaş zamanı burada inşaa ettiği
mağaralar. Özellikle Hollanda mağaralarının büyüklüğüne şaşıracaksınız. Hollanda
mağarası 700 metre uzunluğunda. 1906’da Hollandallıların amacı buraya bir
hidroelektrik santral inşaa etmekmiş. 2.Dünya Savaşı sırasında ise burayı bir
sığınak olarak kullanmışlar.
Bandung’un
tadını çıkarmak için buradan Braga caddesine geçiyoruz. Bu cadde ile Bandung
Java’nın Paris’i ismini alıyor. 1920’ler sömürge Endonezya’sında gezinti
caddesi olan ünlü Braga’da şimdi gençler kafeler, restoran ve butikleri
dolduruyor. Bu sokağı Hollandalı bir kahve plantasyoncusu kahve deposu için
inşaa etmiş. 1955’te burası Asya-Afrika konferansı için kullanılmış ve Endonezya
bağımsızlığını aldıktan sonra pek çok ülkeye esin kaynağı olmuş.
Endonezya
yemek günlerimiz fazla tavuklu geçiyor. Genel olarak Asya’da gördüğümüz tavuk
tüketimi burada da ne yazık ki aynı hızıyla devam ediyor. Tabi pirinç ve noodle
da cabası! Malay diliyle ve yemekleriyle benzerlik gösteren Java yemekleri dili
bize pek çok kez Malezya’dayız izlenimi verdi. Hele de büyük çoğunluk Müslüman
olunca Malay halkıyla benzerlikler artıyor.
Tren
yolculuğu için Bandung’ta Gökhan’ın favorisi passion fruit bulmuşken kilolarca
alıyoruz. Bundan sonraki durağımız Yogyakarta. Dağlık bölge olan Bandung’tan
sonra Yogyakarta’da passion fruit bulamamamız da cabası. Buradaki meyvelerin
baş tacı ejderha meyvesi.
Yorumlar
Yorum Gönder