SÖMÜRGE TARİHİNİN İZLERİ ve BİR PARÇA GÖZYAŞI: VİGAN

Dillerden düşmeyen tarihi şehir Vigan’a ilk vardığımızda kendimizi Güney Amerika’da hissettik. Sömürge mimarisinin 16.yydan beri korunduğu şehir tipik geleneksel bir İspanyol kasabasını andırıyor. Güney Amerika kıtası ülke ve şehirleri de sömürge geçmişi yüzünden benzer mimariye sahipti.

Crisologo Sokağı, Salcedo Meydanı, Burgos Meydanı, Vigan Katedrali, Bantay Gözlem Kulesi ile burası sanki 2024 Filipinler değil. Gelecekten geçmişe yolculuk yapmış bambaşka bir yer. Şehir 2022’de 7 şiddetindeki Luzon depremine maruz kalsa da eski hâlini büyük oranda korumuş. 1572’de İspanyol fatihi Salcedo tarafından kurulan Vigan, Salcedo Meydanı ile kurucusunu onurlandırmış. Arnavut kaldırımlı sokaklar, çömlekçilik ve dokuma gibi el sanatları, eski ata evleri Vigan’ı özel kılıyor.

Crisologo Caddesi İspanyol mimarisinin ana caddesi. Bu uzun caddede tarihi binalar hediyelik eşya, antika, kahve dükkanları ve otel olarak kullanılıyor.

At arabaları ile şehri gezmeye Kalesa deniliyor. Kalesa at arabası demek ve geçmişi canlandırmak için turistik bir aktivite. Sömürge tarihinincü etkilerini bu kadar ağır hissetmek üzücü de olsa tarihi binaların arasına dolaşmanın tadını çıkarmaya çalışıyoruz.

Vigan’da tüm Güney Amerika kıtasında gördüğümüz empanada başka bir hâl almış. Vigan empanadası denilen İspanyol mirası kızartmalık börekleri ilk defa bu kadar büyük gördük.

Ana karanın sıcağından denize girmeye ihtiyacımız artmaya başladı. Manila’ya geri dönüyoruz ve daha önceden aldığımız uygun uçuş biletimizle Bohol adasına uçacağız. Bu kadar ada arasından Bohol’u tercih etmemizin nedeni, Filipinler’in en yeşil adası olarak bilinmesi ve popüler olan Palawan ve Boracay gibi adalarından daha az turistik olması. Uçuşumuz Panglao havaalanına!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar