BİR RÜYAYI YAŞAMAK: POKHARA

Nepal büyük bir köy gibi, bozuk yolları, her an karşınıza çıkabilecek inekler ve keçileriyle masalsı dünyalardan hayata inmiş insanların ülkesi. Bu izlenimi en çok yüksek dağlarını kaplayan sisli bulutları veriyor. Paha biçilmez doğası da cabası. Kathmandu’da Everest’e yakındık, burada da Himalayalar’a yakınız. Kaldığımız ev, önümüzde göller manzarası, arkamızda Himalayalar manzarasıyla tekrar tekrar gelmek isteyeceğimiz bir yer oluyor. Kaplan Tepesi (Tiger Hill’in) tam da üstündeyiz. Kaplan çıkabilir uyarısı da yalan değil. Geceleri ava çıkan kaplanlar çiftçilerin tavuklarını yiyiyorlarmış. Burada, couchsurfing uygulamasından tanıştığımız arkadaşımızın evinde 2 hafta yalnız kalıyoruz. Bir çiftlik evindeyiz. Nepal’in köy hayatını da iyice gözlemlemiş olduk.Turistik bir bölge olmasa da, turistik bölgelerden daha güzel Thulakot Tepesi manzarası nefesimizi kesiyor. Ülkede sık sık kesilen su ve elektrik Nepallilerin yüzünün gülmesini ve her geçeni ‘namaste’ diye selamlamasını engellemiyor. Namaste: İçinizdeki Tanrı’yı selamlıyorum. Belki bu yüzden bu kadar huzurlular. Her sabah inekten taze sıkılmış sütle, Nepal’in siyah çayı ve çeşitli baharatlarla hazırlanan Nepali Chiya içiyoruz. Bu mevsim (Mayıs) her gün yağışlı.


Pokhara göller bölgesi olarak bilinirken, aynı zamanda tırmanış rotalarının da başladığı yer. Annapurna, Mustang, Poon Hill, Ghorepani, Dhampus gibi tırmanış rotalarını Pokhara’dan yapabilirsiniz. Biz tırmanış yapmadık, ne gücümüz var ne de maddi olarak yerli yerindeyiz. Tükenmişlik sendromundan bahsetmek mümkün. 4 senedir dünyayı geziyoruz ve kendi kendimizi finanse ettik. Kolay olmuyor. Tur fiyatları gideceğiniz rota ve turun içeriğine göre değişkenlik gösteriyor.


Bu güzel şehri yerliler gibi yaşamak için önce şehri bir tanıyoruz. Yerel otobüsleri kullanarak gideceğimiz yerlere ulaştık. Nepal’de ulaşımın çok zor olduğunu bilmelisiniz. Otobüsler Hindistan’daki gibi. Kalabalık ve gürültülü müzik. Ama zamanla alışıyoruz. Phewa Gölü, Begnas ve Rupa Gölleri’ni gezdik. Begnas ve Rupa’ya Lekhnath otobüsüne binerek gidebilirsiniz. Phewa ise Lakeside bölgesinde. Şehri gezdikçe önümüze çıkan irili ufaklı göller de oldu. Ama siz ben ille de Pokhara’nın 9 gölünü de tek tek gezeceğim derseniz harikasınız. Bu göller: Phewa, Begnas, Rupa, Khaste, Dipang, Maidi, Gunde, Neurani, Kamalpokhari, Pokhara Seti Havzası’dır.


Devi’s Fall, Gupteshwor Mahendra Cave, Bat Cave, Mahendra Cave ziyaret ediyoruz. Mağaralar içinden gözdemiz Gupteshwor Mahendra oluyor. Davis şelalesinin karşısında bulunan mağara, aynı zamanda kutsal bir yer. Uyuyan Lord Vishnu heykeli bulunuyor. Mağaranın ismi de buradan geliyor. Mağara, 16. yy da tesadüfen keşfedildiğinde, mağaranın içinde Hindu tanrılarına adanmış tapınaklar ve heykeller buldular. Giriş ücretleri oldukça makul. Kişi başı 2-3 usd vererek yukarıda saydığımız her yere giriş yapabildik.


Devi’nin Şelalesi çok güçlü akıyor. Etrafı o kadar korunaklı ki, şelaleyi görmek zor. 1961’de İsviçreli bir  çiftten kadın olan maalesef su taşması nedeniyle şelalenin altında oluşan tünel çukurda boğularak öldü. Şelaleye isim kadının babası tarafından verildi.

Bir başka gün eski Pokhara’yı ziyaret ediyoruz. Newari mimarisini gözlemliyoruz. Bimsen ve Bindhya Basini Tapınağı’nı gezip Budist eşyaları satan dükkanları geziyoruz. Buradan yürüyerek kutsal Seti Nehri’ne ulaşıyoruz. Giriş kişi başı 2.5 usd. Su süt gibi beyaz. Annapurna Masifi yüzünden bu rengi alan nehir Süt Nehri olarak da bilinir ve Hindular için kutsaldır. Burası Hindu dininde Vishnu’nun bir formudur. Nepalliler için bir başka önemli kutsal da inek. Hinduizm'in inek kutsallığını koruyan yapısı Nepalliler için çok büyük bir önem taşıyor. Hindu inancında inek, bolluk ve yaşamı besleyen bir varlık olarak görülüyor. Nepal anayasasında inek kesmek yasak. Biz hayatımızda tanık olup da bizi gerçekten de şaşırtan bir ritüele tanıklık ediyoruz. Nepalliler ineklerin kulağına fısıldıyorlar! Nepallilere göre, inekler ölümden sonraki yolculukta ruhun geçişine yardımcı oluyor. Dualar, iyi dilekler, kutsal sözler ineklerin kulağına söyleniyor! 

Pokhara’nın bize bir başka sürprizi; Leknath bölgesindeki köyleri gezerken yol üstünde denk geldiğimiz ve bizi davet eden köy düğünü oluyor. Sıcacık karşılanıyoruz. Yemekler ve içecekler zor durumda olan köylü halktan geliyor. Zenginlerden daha zengin yürekleri var. Gelin ve damatla oynarken geleneksel danslarını biraz bize benzetiyoruz. Gelin ve damat alnımıza pirinç koyuyor. Gelinin elleri Mehendi diğer adıyla Henna ile süslü. Geleneksel olarak kına, stresi azaltmak, vücudun gerginleşmesini önlemek, vücudu serinletmek için bir ilaç olarak kullanılırmış. Düğünde saçıma kına yakmayı aklıma koyuyorum. Gelinin saçının bir kısmına Sindoor Tozu (turuncu toz) kocası tarafından uygulanmış. Bu resmen evli olduklarının işaretidir. Tilhari adlı kırmızı ve altın kolyeler evliliğin işareti olarak takılmış. Boncuklara pote deniliyor ve pote kolyesi yalnızca evli kadınlar tarafından takılıyor. Mutlu çifte düğün hediyeleri verdiğimiz zaman ise, gelin damat ve damadın yakın akrabaları misafirleri karşılıyor. Hediyeler, çiçekler, khata geliyor. Khata bir eşarp. Saflığı, iyi şansı, şefkati, samimiyeti simgeliyor. Bunlar yanında çifte para da veriliyor. Şimdi sıra düğünün en güzel kısmı Ghar Bhitrauni’ye geldi. Nepal’de gelinin damat ve damadın ebeveynleriyle yaşamaya gitmesi muhtemeldir. Eve ilk kez gelini kabul etmek için bir tören düzenlenir. Böylelikle, damat tarafındaki genç kızlar da dışarı çıkıp kutlama yapar ve biraz para alırlar. Bu sırada Nepal enstrümanlarını çalan müzisyenler ve neşeli kalabalık sokaklarda dans ederek yaşam evine doğru yürür.

Pokhara’yı özleyeceğimizi bilerek ayrılıyoruz. Pokhara’ya bize unutamaycağımız deneyimler sunduğu için teşekkür ederiz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar