KÜLTÜREL
MİRAS: KUTAİSİ ve TSKALTUBO SANATORYUMLARI
Ülkenin
en eski şehirlerinden biri olan Kutaisi Gürcistan tarihinde çok özel bir yere
sahip. M.Ö.2 bine uzanan tarihi şehir bir zamanlar efsanevi Kolhis Krallığı’nın
başkentiymiş. 3500 yıllık geçmişe sahip şehir mitolojik Jason ve Argonotlar
hikayeleriyle ünlü.
Kutaisi’de
11.yy da inşaa edilmiş Bagrati Katedrali’ne yürüme mesafesinde kalıyoruz. Gürcü
Ortaçağ mimarisinin simgelerinden olan katedral yüksek bir tepe üzerinde yer
alıyor ve Kutaisi şehrinin panoramik manzarası buradan izlenebiliyor.
Katedralin önünde yemyeşil çimenlerle geniş bir alan var. İnsanlar burada
piknik yapıp manzara eşliğinde sohbetler ediyor.
12.yy
da inşaa edilmiş Gelati Manastırı’nın içindeki fresklere ve mozaiklere
bayılıyoruz. Bir manastır olması yanında akademi olarak da felsefe, astronomi,
müzik, matematik, retorik gibi disiplinlerde önemli bir eğitim kurulu olmuş. Buradan
karnımızı doyurmaya Kutaisi Pazarı’na yol alıyoruz. Gürcü peynirleri çok
lezzetli. Sulguni, Imeruli, Guda, Tenili, Dambalkhacho, Chechil, Kalti, Narchvi
gibi pek çok peynir çeşidi sunan Gürcü mutfağı peynir severleri buraya
bekliyor.
Şehir
merkezine doğru yol aldığımızda Colchis Çeşmesi ve Parlamento Bulvarı
heykellerle bizi karşılıyor. Ardından Beyaz Köprü’de güzel bir yürüyüş
yapıyoruz. Picasso’nun Çocuğu heykeli ile bir poz vermeyi unutmadık. Yeşil Pazar
binasında Kolkheti Rölyefi gibi pek çok Sovyet Dönemi mimari şehirde boy
gösteriyor.
Bir
günümüzü Kutaisi’ye ayıracağız. Dolmuşla sadece 1 usd ve yarım saat uzakta olan
Tskaltubo’ya vardık bile. Sovyet dönemi sanatoryumları dramatik mimarisiyle
terk edilmiş binaları doğayla buluşturuyor. İçinden yeşillikler fışkıran
binaların bazıları 1992’de yerinden edilmiş 10.000 Gürcü’ye ev sahipliği
yapıyor. Bir zamanlar yılda 125.000 Sovyet vatandaşının bu şehirde sağlık
turuna geldiği sanatoryumlar 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla
kimsesiz kalmış. Tskaltubo’nun termal suları burayı Sovyetler döneminde doğal
tedavi merkezi hâline getirmiş. Medea, Metallurgist, Megobroba, Iveria, Savane
gibi pek çok sanatoryum harap durumda. Özellikle Medea’nın mimarisine hayran
kaldık. Bu terk edilmiş binalarla burası sanki hayalet bir kasaba!
Başkent
Tiflis bizi çağırıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder