SENİ GERÇEKTEN SEVDİK: TİFLİS
Tiflis’e
geldiğimiz ilk andan beri burası bizi bir başka ağırladı. Yani Gürcistan’a ilk
geldiğimiz yer olan Batum’la karşılaştırınca çok farklı. İnsanlar daha sıcak,
arkadaş canlısı. Ama yine de sertler. Kafkas kadını ve erkeği tarihteki rolünü
bugün de koruyor.
Gelmemiz
öğle saatlerine rastladı. Kendimizi kalacağımız yere attık. Sık sık
couchsurfing uygulamasını kullansak da bazen mümkün olmuyor. Eski şehirde bir
hostelde kalıyoruz. İki kişi tertemiz bir oda günlüğü 15 usd. 2 gün burada
kalıp sonra couchsurfingden arkadaşlarımıza geçeceğiz. Dar sokaklar ve taş
evlerin arasından yürüyerek Fabrika’nın önünden geçiyoruz. Fabrika Sovyetler zamanından
kalma eski bir dikiş fabrikası ve şimdiki dönüşümü inanılmaz. İçeride kafeler,
barlar, sanat galerileri, tasarım dükkanları, kitapçılar ve hostel var.
Duvarlar grafitilerle dolu ve her köşeye dağınık yerleştirilmiş bitkilerle
botanik bahçe havası verilmiş. Akşamları müzik, eğlence dolu olan bu yer enerjik
bir atmosfere sahip.
Yürüyerek
tüm şehri arşınlıyoruz. Tiflis’e 5 gün ayırdık. Sindire sindire gezeceğiz. Bugün Sameba Katedrali’ne gideceğiz. Kutsal
Üçleme Katedrali olarak da anılan katedral yakın tarihte inşaa edilmiş. Şehir
manzarasını izleyebileceğiniz bahçesinde güneş batımını yakalamak çok keyifli
olacaktır. Biz Sameba Katedrali’ni fazla ihtişamlı bulduk. Buraya büyük bir
bütçe ayrılmış. Seveni çok. Gürcistan’ın %85’i Hristiyan. Buradan Metekhi
Klisesi’ne geçiyoruz. Metekhi Klisesi 5.yüzyılda inşaa edilmiştir. Kura Nehri kenarında bir Metekhi kayası
üzerinde yer alıyor. 19.yy Rus
yönetimi altında hapishaneye dönüştürülmüş.
Tiflis
bit pazarı gezerken çok keyif aldığımız yerlerden oluyor. Kura Nehri üzerindeki
köprüde Sovyet nostaljisi yaşayarak, antikalar, ikinci el eşyalar, yerel sanat
eserleri gibi benzersiz bir alışveriş deneyimi edinebilirsiniz.
Sırada
Abanotubani (Sülfür Hamamları) var. Metekhi Klisesi’nden bakıldığında nehrin
karşı kıyısında görülen hamamlar sıcak kükürtlü su kaynaklarının keşfiyle
Tblisi yani (Tiflis) isminin buradan gelmesine neden olmuştur. Sıcak yer
anlamına gelir. 13.yy da 65 hamam bulunurken şu an sadece birkaçı vardır.
Suların sıcaklığı 38-40 derece vardır ve mineral açısından zengindir. Pers
mimarisinin mavimsi mozaikleriyle dikkat çeker. İç dekorasyan ise Pers, Gürcü,
Bizans etkilerini taşır. Hem kamu hem de özel odalı seçenekler bulunur. Ortak
havuzlara giriş 5-20 GEL civarındadır. İran’ı hiç unutamamıştık. Gürcistan’da
İran esintilerini görmek bizi çok mutlu etti.
Narikala
Kalesi’ne çok yakınız. Kale 4.yy da Persler tarafından inşaa edilmiş. Hızla bir
kaleye göz atıp Barış Köprüsü’ne geçeceğiz. Ama tükendik. Kaldığımız yerden
ertesi gün devam ediyoruz.
Barış
Köprüsü 2010’da tamamlanmış bir modern mimari örneği. Çelik ve camdan yapılmış,
150 m uzunluğunda. Gürcistan’ın barış ve modernleşme vizyonunu sembolize
ediyor.
Özgürlük
Meydanı’na geldik. Burası Tiflis’in simgesel meydanı. Gürcistan’ın bağımsızlık
ve özgürlük ruhunu simgeler. Sovyetler döneminden günümüze tarihi, kültürel, politik
olayların merkezi olmuştur.
Haydi
bir de çarşı pazar yapalım. Tiflis’in yeraltı pazarı Meydan Yeraltı Çarşısı’na
geldik. Bu bölge, 4.-5. yy dan beri ticaret merkezi olmuştur. Bir tünelin
içinden geçtiğimiz pazar bizim gözdemiz oldu. Ama ne yazık ki, fiyatlar bizim
için çok pahalı. Gürcistan’ın cevizli sucuğu (churchkhela), Gürcü şarapları
yanında duruyor. Meydan çarşıda yok yok. Hediyelik eşya arayanlara tavsiye
olunur. Ama biz yerel marketlerden hediyelik şarap almayı tercih ediyoruz.
Fiyatlar üçte biri.
Karnımoz
acıktı. Gürcistan’da dışarıda ekmek ve peynir yemek midemizi yordu. Biz de
alışveriş merkezlerinin içinde yemek bölümünden kepçe kepçe ev yemekleri alarak
gramla tarttırıp ödeme yapabildiğimizi keşfettik. Gürcistan seyahatimiz boyunca
bulabildiğimiz her yerde bu tip beslendik. Yoksa khachapuri ve khinkali gibi
hamur işine dayanan Gürcü mutfağı bizi şişmanlatacaktı. Kepçe yemeklerden en
sevdiğimiz Badrijani Nigvzit (cevizli patlıcan) oluyor. Tatlılardan da Gozinaki
(ballı ceviz krokanı) seçtik.
Rezo
Gabriadze Kukla Tiyatrosu ve Saat Kulesi’ne uğramamak olmaz. Saat kulesi her saat
başı mini bir kukla gösterisi sunuyor. Prag’a gidenler bilir. Saat kulesinin
içinden kuklalar hızla görünüp kayboluyor. Prag’taki ile karşılaştırıldığında
bu kule küçük kalıyor. Ardından Anchiskhati Bazilikası’na uğruyoruz. 6.yy da
inşaa edilen Tiflis’in en eski klisesi Gürcü Ortodoks geleneğinin erken dönem
mimarisini yansıtır.
Akşamüstüne
doğru şarap mahzenlerine girerek tadım yapıyoruz. Marani (yerel şarap
mahzenleri) çok keyifli. Tiflis Şarap Müzesi, Sarajishvili’nin Eski Şarap
Fabrikası, Meidani Şarap Mahzeni, Lerika Şarap Mahzeni gibi pek çok şarap
mahzeni tarihi bir geçmişe sahip.
Woland’s
Speakeasy diye bir de sadece şifreyle girilen gizli bir bar keşfettik.
Artık
biraz kalabalıktan bunaldık. 20km uzaktaki Mtskheta’ya geçeceğiz. Oradan da Sighnaghi ve sonra Kazbegi ile Gürcistan vlogumuzu sonlandıracağız. Yalnız ne yazık ki her defasında
Tiflis’e geri gelmek zorundayız. Ulaşım buradan. Mtskheta’ya gidiş kolay
oluyor. Didube otobüs terminalinden dolmuşa atlıyoruz. Yol kişi başı 2 GEL
yaklaşık 1 USD.
Yorumlar
Yorum Gönder